Çorum'un Nabzı
--° -- --/--°
Yerel KÖŞE YAZISI 16.07.2026 10:10 244 okunma

15 Temmuz Şehitleri Çorum'da Andı: Kahramanlar Unutulmadı, Millet Meydanlara Akın Etti!

Çorum'da 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü coşkusu yaşandı. Şehitler dualarla anılırken, demokrasi nöbeti tutan binlerce vatandaş hain girişimi lanetledi.

15 Temmuz Şehitleri Çorum'da Andı: Kahramanlar Unutulmadı, Millet Meydanlara Akın Etti!

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nün 8. yıl dönümü vesilesiyle Çorum halkı, demokrasiye ve milli iradeye olan bağlılığını bir kez daha tüm dünyaya gösterdi. Hain darbe girişiminin yıldönümünde, Çorum Millet Bahçesi binlerce vatanseveri ağırladı. Duygu yüklü anların yaşandığı etkinlikte, şehitler rahmetle anıldı, gaziler minnetle yâd edildi.

Demokrasi Nöbeti Başladı: Şehitlerimize Vefa

15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan ve milletimizin bekasını tehdit eden o karanlık saatler, Çorum'da unutulmadı. Gün boyu devam eden etkinlikler kapsamında, öğleden sonra başlayan programlar akşam saatlerinde zirveye ulaştı. Vatandaşlar, demokrasi şehitlerimizin aziz hatıralarını yaşatmak ve milli birlik ruhunu pekiştirmek amacıyla meydanları doldurdu. Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan anma programı, duygusal anlara sahne oldu. Hain darbe girişiminde hayatını kaybeden 251 şehidimiz ve tüm vatan uğruna can veren kahramanlar için dualar edildi. Bu anlamlı günde, gazilerimiz de unutulmadı; kahramanlıkları ve fedakarlıkları için kendilerine minnettar olunduğu vurgulandı.

Milletin Birlik Mesajı: Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Önünden Yükselen Çağrı Yankılandı

Etkinlikler kapsamında, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi önünden canlı yayınla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın millete seslenişi de dev ekranlardan izlendi. Bu anlar, Çorum halkının ulusal birlik ve beraberlik ruhunu derinden hissetmesine vesile oldu. Erdoğan'ın milli irade vurgusu ve darbe girişimine karşı gösterilen kahramanlık destanına yaptığı atıflar, dinleyiciler tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı. Vatandaşlar, bu zorlu süreçte gösterdikleri azim ve kararlılıkla demokrasiyi nasıl kurtardıklarını bir kez daha hatırladı. Konuşmalar, birlik ve beraberlik mesajlarının yanı sıra, geleceğe dair umutları da pekiştirdi.

Çorum'dan Yükselen Ruh: Unutmadık, Unutmayacağız!

Program, Mehteran Takımı'nın verdiği konserle daha da şenlendi. Tarihi melodiler eşliğinde coşan kalabalık, istiklal marşı eşliğinde anlamlı bir kapanışa imza attı. Çorum halkı, 15 Temmuz ruhunu yüreklerinde hissetmeye devam edeceğini, bayrakları ve ezanları için her zaman birlik içinde olacaklarını gösterdi. Bu özel gün, sadece bir anma etkinliği olmanın ötesinde, milli kimliğin ve ortak değerlerin ne kadar güçlü olduğunun da bir kanıtıydı. Meydanları dolduran her bir vatandaş, vatanına sahip çıkma konusundaki kararlılığını en gür sesiyle haykırdı. Şehitlerin emaneti olan bu vatanı, gelecek nesillere barış ve huzur içinde teslim etme sözüyle etkinlik sona erdi.

Çorum'da yaşanan bu coşkulu ve anlamlı anma programı, 15 Temmuz'un ruhunu canlı tutarak, milli birlik ve beraberliğin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Gelecek nesillere aktarılacak en önemli mirasın, demokrasiye ve milli değerlere bağlılık olduğu bilinciyle hareket eden Çorum halkı, bu anlamlı günde herkese örnek oldu.

Kemal Demir

Kemal Demir

Gündem & Siyaset Yazarı

TÜM YAZILARI GÖR

Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu haber için henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

Yorumlar moderasyonun ardından otomatik olarak yayınlanır.
Yerel 14.10.2026 14:40 294 okunma

Maliyeti 40 Kat Azaltan Devrim Niteliğinde Buluş: Çorum'dan Altın Değerinde Teknoloji!

Hitit Üniversitesi akademisyenleri tarafından geliştirilen ve Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan onay alan kapalı tüp sinterleme yöntemi, metalurji sektöründe maliyetleri adeta silip süpürüyor.

Maliyeti 40 Kat Azaltan Devrim Niteliğinde Buluş: Çorum'dan Altın Değerinde Teknoloji!

Çorum, metalurji dünyasında ses getirecek bir buluşa ev sahipliği yapıyor. Hitit Üniversitesi'nin değerli akademisyenleri, geliştirdikleri yenilikçi bir yöntemle sanayinin adeta kanayan yarası olan yüksek maliyetlere dur diyor. Kapalı tüp sinterleme olarak adlandırılan bu çığır açan teknoloji, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından resmen tescillenerek, ulusal düzeyde bir başarıya imza attı.

Yerel 14.10.2026 14:10 238 okunma

Trafik Kazalarının Acı Gölgesinden Doğdu: 31 Yıl Boyunca Dur Durak Bilmeden Hayat Kurtardı!

Çorum'un Alaca ilçesinde yaşayan Nazım Bekdemir'in, trafik kazalarının trajedisinden ilham alarak başlattığı kan bağışı serüveni tam 31 yıldır devam ediyor. Bekdemir, bu anlamlı yolculuğuyla topluma örnek oluyor.

Trafik Kazalarının Acı Gölgesinden Doğdu: 31 Yıl Boyunca Dur Durak Bilmeden Hayat Kurtardı!

Hayatın akışı içerisinde bazen en beklenmedik anlar, bizleri böylesine anlamlı ve uzun soluklu yolculuklara iter. Çorum'un Alaca ilçesinde yaşayan 57 yaşındaki Nazım Bekdemir'in hikayesi de tam olarak böyle bir ilham kaynağı. Yıllar önce tanık olduğu trafik kazalarının yarattığı derin acı ve kayıplar, Bekdemir'in hayatında bir dönüm noktası olmuş ve onu, başkalarının hayatına dokunacak anlamlı bir eyleme yöneltmiş. Bu etkileyici yolculuk, tam 31 yıl önce başlamış ve bugüne dek kesintisiz olarak sürdürülmüş.

Acı Bir Tecrübe, Ölümsüz Bir Adanmışlık

Nazım Bekdemir'in bu fedakarlık dolu serüveni, aslında toplumumuzda sıkça karşılaşılan ama üzerinde yeterince durulmayan bir trajedinin, yani trafik kazalarının yol açtığı kayıpların bir yansıması. Bekdemir, yaşadığı veya duyduğu üzücü kazaların, geride bıraktığı boşlukların ve sevdiklerinin yaşadığı çaresizliğin derin izlerini vicdanında hissetmiş. Bu hisler, onu pasif bir izleyici olmaktan çıkarıp, aktif bir çözüm arayışına sürüklemiş. Kendince bir fark yaratmanın, bir nebze olsun bu acıları dindirmeye yardımcı olmanın yollarını aramış. İşte tam bu noktada, kan bağışının hayat kurtarıcı gücünü keşfetmiş ve bu kutsal görevi üstlenmeye karar vermiş.

Her Bağış Bir Umut, Yıllar Bir Hayat Ağacı

Bekdemir için kan bağışı, basit bir sağlık prosedürü olmanın çok ötesinde bir anlam taşıyor. O, her kan verdiğinde, aslında bir umut ışığı yaktığının, bir hayatın kurtulmasına vesile olduğunun bilinciyle hareket ediyor. Bu bilinç, onun 31 yıllık kesintisiz adanmışlığının temelini oluşturuyor. Alaca'nın sessiz sakin kasabasında yaşayan bu fedakar insan, her fırsat bulduğunda, ne kadar yorgun olursa olsun, ne kadar yoğun olursa olsun, en yakın kan bağış merkezine giderek bu kutsal görevini yerine getiriyor. Geride bıraktığı her yıl, adeta yeni bir hayat ağacı dikmek gibi onun için. Bu uzun soluklu süreçte kaç kişinin hayatına dokunduğu, kaç ailenin yüzünü güldürdüğü ise ancak tahmin edilebilir bir gerçek.

Topluma Örnek Bir Vatandaş: Nazım Bekdemir'in Mirası

Nazım Bekdemir'in bu olağanüstü gayreti, sadece bireysel bir başarı değil, aynı zamanda tüm toplum için de güçlü bir ilham kaynağı. Onun hikayesi, kan bağışının ne denli kritik bir öneme sahip olduğunu ve küçük bir iyiliğin bile ne kadar büyük etkiler yaratabileceğini gözler önüne seriyor. Özellikle son yıllarda artan trafik kazaları ve çeşitli hastalıklar nedeniyle kan ihtiyacının hiç olmadığı kadar arttığı düşünüldüğünde, Bekdemir gibi insanların varlığı büyük bir değer taşıyor. Bekdemir, yaşına ve geçirdiği sürece rağmen gösterdiği bu azimle, genç yaşlı demeden herkese örnek oluyor. Bu adanmışlık, onun sadece bir vatandaş olarak değil, aynı zamanda bir toplum gönüllüsü olarak da ne kadar değerli olduğunun kanıtı. Belki de en büyük mirası, kendisinden sonra gelecek nesillerin de bu kutsal görevi devralmasını sağlamaktır.

Geleceğe Yönelik Umut Işıkları

Nazım Bekdemir'in 31 yıllık kesintisiz kan bağışı serüveni, önümüzdeki yıllarda da devam edeceğe benziyor. O, bu anlamlı yolculuğunu sağlık elverdiği sürece sürdürmeyi hedefliyor. Bu durum, hem Alaca halkı hem de genel olarak toplumumuz için büyük bir sevinç kaynağı. Bekdemir'in hikayesi, belki de daha fazla insanın kan bağışının önemini fark etmesini sağlayacak ve bu hayati yardımlaşma zincirine yeni halkalar eklenmesine vesile olacaktır. Bir insanın attığı cesur ve fedakar adımın, yıllar içinde nasıl devasa bir iyilik hareketine dönüşebileceğinin en güzel kanıtı olan Nazım Bekdemir'i alkışlıyoruz.

Yerel 14.10.2026 12:40 299 okunma

Milyarlarca Liralık Fon Vurgunu İddiaları Ortamı Gerdi: 'Kimler Ne Kazandı? Tüm Gerçekler Ortaya Dökülmeli!'

Yeniden Refah Partisi Çorum İl Başkanı Nuri Kuşçu, Türkiye'yi sarsan fon vurgunu iddialarına dair sessizliğini bozdu. Kuşçu, vurgundan kimlerin ne kadar kazanç sağladığının açıklığa kavuşturulması çağrısında bulundu.

Milyarlarca Liralık Fon Vurgunu İddiaları Ortamı Gerdi: 'Kimler Ne Kazandı? Tüm Gerçekler Ortaya Dökülmeli!'

Türkiye'yi sarsan ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran fon vurgunu iddialarına ilişkin dikkat çeken bir açıklama geldi. Yeniden Refah Partisi (YRP) Çorum İl Başkanı Nuri Kuşçu, söz konusu iddiaları gündeme taşıyarak, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması gerektiğini belirtti.

'Milyarlarca Liralık Kayıp, Kimlerin Cebine Girdi?' Tartışması Büyüyor

Son dönemde Türkiye'nin gündemine oturan ve birçok vatandaşı yakından ilgilendiren fon vurgunu iddiaları, siyasetin de ana gündem maddelerinden biri haline geldi. YRP Çorum İl Başkanı Nuri Kuşçu, yaptığı yazılı açıklamada, bu iddiaların ciddiyetle ele alınması gerektiğini vurguladı. Kuşçu, ortaya atılan iddiaların boyutuna bakıldığında, milyarlarca liralık bir vurgunun söz konusu olabileceğini dile getirerek, bu durumun hem ekonomik istikrar hem de vatandaşların devlete olan güveni açısından büyük bir tehdit oluşturduğunu ifade etti. Açıklamasında, “Bu kadar büyük bir meblağın kimler tarafından, nasıl ve hangi yollarla manipüle edildiği büyük bir soru işareti taşıyor. Vatandaşlarımızın haklı endişeleri var ve bu endişelerin giderilmesi için şeffaf bir soruşturma şart,” dedi.

Soruşturma Çağrısı: 'Herkes Hesap Vermeli!'

Nuri Kuşçu, açıklamasının devamında, fon vurgunundan sorumlu olan kişilerin ve bu vurgundan kazanç sağlayanların kim olduğunun bir an önce kamuoyuna açıklanması gerektiğini savundu. “Kimlerin ne kadar kazanç sağladığı, bu işin arka planında kimlerin olduğu, devletimizin ve milletimizin zararına kimlerin zenginleştiği net bir şekilde ortaya konulmalıdır,” diyen Kuşçu, adaletin tesis edilmesi ve benzer durumların tekrar yaşanmaması adına sert tedbirler alınması gerektiğini belirtti. Kendisinin ve partisinin bu konunun takipçisi olacağını söyleyen Kuşçu, “Bu türden yapılan usulsüzlüklerin üstü örtülmemeli, aksine en üst düzeyde soruşturulmalı ve sorumlular cezalandırılmalıdır. Milletimizin emanetine sahip çıkmak hepimizin görevidir,” şeklinde konuştu. Kuşçu, ayrıca, bu türden finansal olayların, yatırımcı güvenini zedelediğini ve ülkenin ekonomik geleceği açısından da olumsuz sonuçlar doğurabileceğini sözlerine ekledi.

Ekonomik İstikrar ve Güven Vurgusu

Yeniden Refah Partisi'nin Çorum İl Başkanı Nuri Kuşçu, açıklamasında fon vurgunu iddialarının sadece bir finansal suç olmanın ötesinde, toplumsal güven ve ekonomik istikrar üzerinde de derin etkileri olduğunu belirtti. “Ekonomik belirsizliklerin zaten hissedildiği bu dönemde, bu türden büyük vurgun iddiaları, vatandaşların birikimlerine ve geleceğine dair endişelerini artırmaktadır. Devletimizin bu konuda kararlı bir duruş sergilemesi ve gerekli tüm adımları atarak vatandaşlarımıza güven telkin etmesi büyük önem taşımaktadır,” ifadelerini kullandı. Kuşçu, soruşturmanın şeffaf ve bağımsız bir şekilde yürütülmesinin, adaletin tecellisi ve kamu vicdanının rahatlaması için elzem olduğunu sözlerine ekledi.

Yerel 14.10.2026 12:10 158 okunma

73 Yaşında Usta: 50 Yıllık Ayakkabı Sevdasının Sırrı Ne? Mesleğine Gözü Gibi Bakıyor!

Çorum'un Alaca ilçesinde 50 yıldır ayakkabı tamirciliği yapan 73 yaşındaki Hüsnü Donalı, mesleğine olan tutkusunu ilk günkü heyecanla sürdürüyor. Ustanın bu azminin ardındaki sır ve yarım asırlık kariyeriyle ilgili detaylar...

73 Yaşında Usta: 50 Yıllık Ayakkabı Sevdasının Sırrı Ne? Mesleğine Gözü Gibi Bakıyor!

Çorum'un Alaca ilçesinde, zamanın tozlu raflarına meydan okuyan bir meslek aşığı var: Hüsnü Donalı. 73 yaşında olmasına rağmen, 'eskilere dönme' modasının en canlı temsilcilerinden biri olan Usta Donalı, yarım asırdır ayakkabı tamirciliği yaparak hem el emeğinin değerini hem de mesleğine duyduğu derin sevgiyi gözler önüne seriyor. İlerleyen yaşına inat, her bir ayakkabıya ilk günkü özeni ve titizliği göstermesi, onu Alaca'da adeta bir efsane haline getirmiş durumda.

Mesleğin Kalbinde Yarım Asırlık Bir Yolculuk

Hüsnü Usta'nın hikayesi, teknolojinin hızla ilerlediği ve seri üretimin hakim olduğu günümüz dünyasında, geleneksel zanaatların hala ne kadar değerli olabileceğinin bir kanıtı niteliğinde. 50 yıl önce başladığı bu yolda, sayısız ayakkabıyı adeta yeniden hayata döndürmüş. Kullanıcıların en sevdiği, en rahat ayakkabıları tamir ederek onlara ikinci bir ömür vermek, Usta Donalı için sadece bir iş değil, aynı zamanda büyük bir tutku. Sabahın erken saatlerinde atölyesinin kapısını açan Usta, gün boyu titizlikle çalışarak müşterilerinin gönül rahatlığıyla giyebileceği tamirler yapıyor.

“Her Ayakkabının Bir Hikayesi Var”

Usta Donalı ile sohbet ettiğimizde, mesleğine olan bağlılığının temelinde yatan nedenleri samimiyetle paylaşıyor. Ona göre her ayakkabının kendine has bir hikayesi var ve bu hikayelere saygı duymak, işin en önemli prensibi. «Bir ayakkabı gelir, tabanı aşınmış olur, bir başkası köselesi delinmiş. Önemli olan, o ayakkabıyı giyen kişinin mutluluğunu ve rahatlığını yeniden sağlamak,» diyen Usta, gözlerindeki ışıkla mesleğine olan derin bağlılığını vurguluyor. «Yıllardır bu işi yapıyorum, sayısız insan tanıdım, her birinin ayağındaki ayakkabının iyileşmiş halini gördüğümde aldığım haz bambaşka,» ifadelerini kullanıyor.

Teknolojik Gelişmeler Karşısında Geleneksel Ustaların Direnişi

Günümüzde plastik ve sentetik malzemelerin hakimiyet kurduğu ayakkabı sektöründe, Usta Donalı gibi zanaatkarların varlığı büyük önem taşıyor. O, deri ve gerçek malzemelerle çalışmanın keyfini sürerken, aynı zamanda bu kadim bilgiyi gelecek nesillere aktarma potansiyelini de taşıyor. Alaca'daki atölyesi, adeta bir zaman kapsülü gibi. Burada, el becerisi, sabır ve ustalık bilgisi bir araya gelerek kaybolmaya yüz tutmuş değerleri yaşatıyor. Usta Donalı'nın azmi, günümüz gençlerine de ilham kaynağı olabilir; emek yoğun işlerin de ne denli kıymetli ve tatmin edici olabileceğini gösteriyor.

Sağlık ve Meslek Dengesi: İlerleyen Yaşa Rağmen Dinçlik Kaynağı

73 yaşında, günlük ortalama kaç ayakkabı tamir ettiği sorulduğunda, Usta Donalı gülümseyerek, «Saymadım ama hiç durmam,» diyor. Fiziksel olarak yoğun bir iş olmasına rağmen, mesleğini hem bir sağlık hem de bir yaşam kaynağı olarak gördüğünü belirtiyor. «Bu iş olmasa ne yapardım bilmiyorum. İnsanlarla sohbet etmek, onlara yardımcı olmak bana enerji veriyor,» şeklinde konuşan Usta, düzenli ve disiplinli çalışma alışkanlığının, zinde kalmasında önemli bir rol oynadığını düşünüyor. Onun için her tamir, yeni bir meydan okuma ve başarıyla tamamlanan her iş, küçük bir zafer.

Hüsnü Usta'nın hikayesi, sadece bir ayakkabı tamircisinin mesleki yolculuğu değil; aynı zamanda emek, sabır, sevgi ve azmin birleştiğinde nelerin başarılabileceğinin de somut bir örneğidir. Alaca'nın bu değerli ustası, yarım asırlık deneyimiyle, el emeği göz nurunun değerini ve kaybolmaya yüz tutan zanaatların önemini bizlere bir kez daha hatırlatıyor.