Çorum'un Nabzı
--° -- --/--°
Ekonomi KÖŞE YAZISI 08.06.2026 19:53 330 okunma

ABD'de Tüketici Enflasyon Beklentileri Mayıs Ayında Önemli Bir Düşüş Yaşadı

Fed New York tarafından yapılan son ankete göre, Amerikalı tüketicilerin gelecek 12 aylık enflasyon beklentileri Mayıs ayında yüzde 3,5'e gerileyerek, para politikası yapıcıları için umut veren bir tablo çizdi. Bu düşüş, enflasyonla mücadelede kaydedilen ilerlemenin önemli bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

ABD'de Tüketici Enflasyon Beklentileri Mayıs Ayında Önemli Bir Düşüş Yaşadı

Amerika Birleşik Devletleri'nde tüketicilerin gelecek enflasyon beklentileri, Fed New York tarafından gerçekleştirilen kapsamlı anket sonuçlarına göre Mayıs ayında belirgin bir düşüş gösterdi. Ülke genelindeki hanehalklarının gelecek 12 aya ilişkin medyan enflasyon beklentisi, Nisan ayındaki seviyesinden gerileyerek yüzde 3,5'e indi. Bu gelişme, Amerikan ekonomisinde enflasyonla mücadelenin kritik bir aşamasında para politikası yapıcıları ve piyasalar için yakından takip edilen önemli bir veri olarak öne çıkıyor.

Fed'in Enflasyonla Mücadelesinde Yeni Bir İşaret

Enflasyon beklentileri, Merkez Bankası'nın (Fed) para politikası kararları üzerinde doğrudan etkili olan kilit göstergelerden biridir. Tüketicilerin ve işletmelerin gelecekteki fiyat artışlarına ilişkin algıları, onların harcama, yatırım ve ücret pazarlıklarını şekillendirerek reel enflasyon oranlarını doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle, Fed New York'un Tüketici Beklentileri Anketi (Survey of Consumer Expectations), Fed'in enflasyon hedeflerine ulaşma yolundaki ilerlemesini değerlendirmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Beklentilerin Ekonomik Dinamikler Üzerindeki Etkisi

Eğer tüketiciler gelecekte fiyatların artmaya devam edeceğine inanırsa, bu, bugün daha fazla harcama yapma eğilimi yaratabilir. Aynı zamanda, işçiler daha yüksek ücret taleplerinde bulunabilirken, şirketler de maliyet artışlarını bahane ederek fiyatlarını yükseltebilir. Bu durum, enflasyonun kendini besleyen bir döngüye girmesine yol açabilir. Mayıs ayındaki bu gerileme, Fed'in agresif faiz artırımlarının ve enflasyonu düşürme taahhüdünün, kamuoyunun algısını olumlu yönde etkilemeye başladığının güçlü bir işareti olarak yorumlanıyor. Bu, Fed'in enflasyonu yüzde 2 hedefine çekme çabalarını destekleyici bir gelişmedir.

Piyasaların ve Tüketicinin Nabzı: Fed New York Anketi Ne Anlatıyor?

Fed New York, her ay düzenli olarak binlerce Amerikalı hanehalkı ile anket yaparak çeşitli ekonomik göstergeler hakkında beklentilerini toplar. Bu anket, sadece genel enflasyon beklentilerini değil, aynı zamanda iş piyasası, hanehalkı gelirleri ve harcama eğilimleri gibi pek çok farklı alandaki beklentileri de ölçer. Mayıs ayında açıklanan veriler, 12 aylık medyan beklentinin yüzde 3,5'e düşmesinin yanı sıra, üç yıllık vadeli beklentilerin de benzer şekilde gerileme eğiliminde olduğunu gösterdi. Bu, kısa vadeli düşüşün ötesinde, orta vadeli enflasyonist baskıların da hafifleyebileceğine dair sinyaller veriyor.

Mayıs Ayı Rakamlarının Detayları ve Genel Ekonomik Görünüm

Yüzde 3,5'lik beklenti, son ayların en düşük seviyelerinden biri olup, özellikle gıda, benzin ve kira gibi temel harcama kalemlerindeki fiyat artışlarının yavaşlamasıyla desteklenmektedir. Tüketiciler, bu alanlarda gelecekteki artış hızının düşeceğine dair daha umutlu bir tablo çiziyor. Bu durum, hanehalkının satın alma gücü üzerindeki baskının bir miktar hafifleyebileceğine işaret ederken, aynı zamanda Fed'in faiz artışlarının ekonomik aktiviteyi yavaşlatma hedefine ulaştığını gösteren diğer makroekonomik verilerle de uyumlu. İşsizlik oranlarındaki hafif artış ve istihdam piyasasındaki soğuma emareleri, Fed'in politikasının ekonomide dengeyi sağladığını düşündürüyor.

Geleceğe Yönelik Beklentiler ve Para Politikası Üzerindeki Etkileri

Enflasyon beklentilerindeki bu olumlu gelişme, Fed'in önümüzdeki dönemdeki para politikası kararlarını doğrudan etkileyebilir. Eğer beklentilerdeki düşüş sürdürülebilir olursa, bu Fed'in faiz artırım döngüsünü sonlandırma veya hatta gelecekte faiz indirimlerine başlama konusunda daha fazla esnekliğe sahip olabileceği anlamına gelebilir. Ancak, Fed yetkilileri genellikle bir veri setine odaklanmak yerine, daha geniş bir ekonomik gösterge yelpazesini dikkate alarak karar vermeyi tercih ederler. Bu nedenle, tüketici harcamaları, istihdam verileri, ücret artışları ve küresel ekonomik gelişmeler gibi diğer faktörler de önümüzdeki aylarda yakından izlenecektir.

Ajans19 olarak takip ettiğimiz bu gelişmeler, ABD ekonomisinin kırılgan ancak umut vadeden bir dönemden geçtiğini gösteriyor. Enflasyonun kalıcı olarak düşüş eğilimine girmesi, hem tüketiciler hem de işletmeler için daha istikrarlı bir ekonomik ortamın kapılarını aralayabilir. Ancak, küresel tedarik zinciri sorunları, jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki olası dalgalanmalar, enflasyon beklentilerini yeniden yukarı çekebilecek potansiyel riskler olarak masada kalmaya devam ediyor.

Ayşe Yıldız

Ayşe Yıldız

Ekonomi & Finans Analisti

TÜM YAZILARI GÖR

Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu haber için henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

Yorumlar moderasyonun ardından otomatik olarak yayınlanır.
Ekonomi 06.09.2026 23:40 149 okunma

OVP Açıklandı: Türkiye Ekonomisi İçin Yol Haritası Mı, Belirsizlik Sinyali Mi? İş Dünyası İlk Yorumları Yaptı!

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın duyurduğu 2027-2029 Orta Vadeli Program (OVP), iş dünyasında geniş yankı buldu. Sektör liderleri, hedefleri ve potansiyel etkileri masaya yatırdı.

OVP Açıklandı: Türkiye Ekonomisi İçin Yol Haritası Mı, Belirsizlik Sinyali Mi? İş Dünyası İlk Yorumları Yaptı!

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından kamuoyuyla paylaşılan ve Türkiye'nin 2027-2029 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Program (OVP), iş dünyasının gündemine oturdu. Ekonominin geleceğine ışık tutması beklenen program, sektör temsilcileri tarafından yakından mercek altına alındı. Programın hedefleri, öngörülen politikalar ve bunların reel ekonomiye yansımaları üzerine çeşitli değerlendirmeler yapıldı. İş dünyası temsilcileri, bu yeni yol haritasının Türkiye ekonomisine ivme kazandırıp kazandırmayacağı, yoksa mevcut belirsizlikleri mi derinleştireceği konusunda görüşlerini dile getirdi.

OVP'nin Temel Hedefleri ve İş Dünyasının Beklentileri

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'ın sunumunda öne çıkan noktalar arasında enflasyonla mücadele, cari açık kontrolü ve istikrarlı büyüme gibi temel makroekonomik hedefler yer aldı. Özellikle sıkı para ve maliye politikalarının devam edeceğine dair işaretler, finans ve sanayi çevrelerinde temkinli bir iyimserlik yarattı. Ancak, bu hedeflere ulaşmada izlenecek yöntemler ve potansiyel riskler hakkında daha fazla detayın gerekliliği vurgulandı. İş dünyası, programın yatırımları teşvik edici ve üretim odaklı adımlar içermesi halinde olumlu sonuçlar alınabileceğini belirtiyor.

Sektörel Görünümler ve Olası Etkiler

OVP'nin farklı sektörler üzerindeki etkileri de tartışma konusu oldu. Otomotivden tekstile, enerjiden tarıma kadar pek çok alanda faaliyet gösteren iş insanları, kendi sektörlerine yönelik özel düzenlemelerin olup olmadığını merak ediyor. Örneğin, ihracatçı firmalar için yeni destek mekanizmaları, sanayiciler için enerji maliyetlerine yönelik çözümler ve küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ'ler) için finansmana erişimin kolaylaştırılması gibi konular, programın başarısını doğrudan etkileyecek unsurlar olarak öne çıkıyor. Bazı temsilciler, programın yapısal reformları da içermesi gerektiğini, aksi takdirde kısa vadeli istikrarın uzun vadeli sürdürülebilirliğe dönüşemeyeceğini savunuyor.

Belirsizlikler ve Geleceğe Yönelik Öngörüler

Yapılan değerlendirmelerde, OVP'nin genel çerçevesinin çizildiği ancak özellikle uygulama takvimleri ve detaylı politikalar konusunda bazı soru işaretlerinin devam ettiği gözlemleniyor. Küresel ekonomik dalgalanmalar, jeopolitik riskler ve iç dinamiklerin göz önünde bulundurulması gereken OVP'nin, bu değişkenlere karşı ne kadar esnek olacağı merak ediliyor. İş dünyası, programın sadece kağıt üzerinde kalmayıp, somut adımlarla hayata geçirilmesinin kritik önem taşıdığını vurguluyor. Önümüzdeki dönemde açıklanacak alt düzenlemeler ve eylem planları, OVP'nin gerçek etkisini daha net ortaya koyacak.

Bu kapsamda, iş dünyası temsilcileriyle yapılan görüşmelerde, programın özellikle mali disiplin ve yapısal dönüşüm konularında atılacak adımların yakından takip edileceği belirtildi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) gibi çatı kuruluşlarından yapılacak resmi açıklamalar ve özel sektör temsilcilerinin ilerleyen günlerde dile getireceği daha detaylı analizler, OVP'nin ekonomik geleceğimiz üzerindeki etkisini daha net aydınlatacak.

Ekonomi 06.09.2026 19:40 291 okunma

Tarımda Devrim Yolda: Yumaklı Açıkladı, Türkiye Küresel Oyun Kurucu Olacak!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 'Türkiye Yüzyılı' vizyonuyla tarımı küresel bir güç haline getirme hedeflerini duyurdu. Bakanlık, tarımı sadece üretimle sınırlı kalmayıp, ekonominin lokomotifi yapmayı amaçlıyor.

Tarımda Devrim Yolda: Yumaklı Açıkladı, Türkiye Küresel Oyun Kurucu Olacak!

Tarım Sektöründe Yeni Bir Dönem Başlıyor

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye'nin tarım politikasında köklü bir değişimin sinyallerini verdi. Bakan Yumaklı, 'Türkiye Yüzyılı' hedefleri doğrultusunda, tarım sektörünü küresel ölçekte bir stratejik güce dönüştürme vizyonunu açıkladı. Bu yeni vizyon, Türkiye'yi sadece gıda üreten bir ülke olmaktan çıkarıp, küresel tarım pazarında yön veren lider konuma taşımayı amaçlıyor.

Ekonominin Yeni Lokomotifi: Tarım

Bakan Yumaklı'nın açıklamaları, tarımın Türkiye ekonomisindeki yerini yeniden tanımlıyor. Geleneksel üretim modellerinin ötesine geçilerek, tarımın katma değeri yüksek bir sektöre evrilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda, teknolojik yatırımlar, sürdürülebilir tarım uygulamaları ve yenilikçi projelerle sektörün verimliliğinin artırılması öngörülüyor. Yumaklı, “Bizim derdimiz, tarımı sadece tarladan sofraya giden bir süreç olarak görmek değil. Aynı zamanda dünya tarım politikalarına yön veren, ülkemizin ihracatını domine eden ve ekonomimizin bel kemiği haline gelen bir yapı inşa etmek.” şeklinde konuştu. Bu iddialı hedef, tarım ürünleri ihracatında önemli bir artış potansiyeli barındırıyor.

Stratejik Güç Vizyonu ve Uygulamalar

Türkiye'nin tarımsal potansiyelini tam olarak kullanarak, küresel gıda güvenliğine katkı sağlaması ve aynı zamanda döviz girdisi yaratması hedefleniyor. Bakanlık bünyesinde geliştirilecek stratejiler, yerli tohum, organik tarım, hayvancılık ve su ürünleri gibi alanlarda atılımlar yapılmasına odaklanacak. Bu stratejilerin hayata geçirilmesiyle birlikte, Türkiye'nin tarımsal ürün çeşitliliği ve kalitesi artırılacak, uluslararası pazarlardaki rekabet gücü yükseltilecek. Yenilikçi tarım teknolojilerinin yaygınlaştırılması ve çiftçilerin bu teknolojilere erişiminin kolaylaştırılması da öncelikli konular arasında yer alıyor. Bakan Yumaklı, “Tarım, Türkiye Yüzyılı’nın en parlak sayfalarından birini yazacak. Bizler bu vizyonu gerçeğe dönüştürmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Çiftçimizin alın teri, teknolojiyle buluşacak ve ülkemizin geleceğini güvence altına alacak.” ifadelerini kullandı. Bu kapsamda, çiftçilere yönelik destekleme programlarının da çeşitlendirileceği ve modern tarım tekniklerinin kullanımının teşvik edileceği belirtildi.

Geleceğe Yatırım: Genç Çiftçiler ve Dijital Tarım

Vizyonun bir diğer önemli ayağını ise genç nesillerin tarıma teşvik edilmesi oluşturuyor. Dijitalleşen dünyada, tarım sektörünün de bu dönüşüme ayak uydurması gerekliliği vurgulanıyor. Akıllı tarım uygulamaları, insansız hava araçları (drone) ile ilaçlama ve analizler, yapay zeka destekli verimlilik tahminleri gibi konularda genç çiftçilerin öncü rol oynaması bekleniyor. Bu sayede, hem tarımsal verimlilik artacak hem de sektör daha cazip ve yenilikçi bir alan haline gelecek. Bakanlığın bu alanda yapacağı yatırımlar ve eğitim projeleri, Türkiye'nin tarımsal geleceğine ışık tutacak.

Ekonomi 06.09.2026 15:40 208 okunma

Türkiye'nin Geleceğine Büyük Yatırım! Bakan Kacır'dan Sürdürülebilir Büyüme İçin Kritik Açıklama: İşte Yol Haritası!

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Türkiye'nin sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti. Detaylar haberimizde...

Türkiye'nin Geleceğine Büyük Yatırım! Bakan Kacır'dan Sürdürülebilir Büyüme İçin Kritik Açıklama: İşte Yol Haritası!

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Türkiye'nin ekonomik geleceğine dair önemli açıklamalarda bulundu. Ülkenin sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşması için yürütülen çalışmaların hız kesmeden devam edeceğini vurgulayan Bakan Kacır, bu vizyonun temel taşlarını ve gelecek stratejilerini paylaştı.

Sürdürülebilir Büyüme: Türkiye'nin Yeni Vizyonu

Bakan Kacır'ın açıklamaları, Türkiye'nin yalnızca mevcut ekonomik ivmeyi korumakla kalmayıp, aynı zamanda uzun vadeli ve kalıcı bir büyüme modeli inşa etme gayretini gözler önüne seriyor. Bu modelin merkezinde ise teknoloji odaklı sanayileşme, inovasyonun teşviki ve yeşil ekonomiye geçiş gibi stratejik alanlar yer alıyor. Bakan Kacır, bu hedeflere ulaşmanın, küresel rekabette Türkiye'nin konumunu güçlendireceğini ve aynı zamanda daha refah bir toplum yaratılmasını sağlayacağını ifade etti.

Teknoloji ve İnovasyonun Rolü

Yapılan açıklamalarda, katma değeri yüksek ürünlerin üretimi ve ihracatının artırılmasına özel bir vurgu yapıldı. Bu doğrultuda, Ar-Ge faaliyetlerine ayrılan bütçenin artırılacağı, teknoparkların ve araştırma merkezlerinin sayısının çoğaltılacağı belirtildi. Bakan Kacır, yapay zeka, biyoteknoloji, ileri malzeme teknolojileri gibi stratejik alanlarda Türkiye'nin küresel bir oyuncu haline gelmesi için gerekli adımların atılacağını söyledi. Ayrıca, üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirileceği ve genç yeteneklerin bu alanlara yönlendirilmesi için özel programlar geliştirileceği de aktarıldı. Bu yaklaşım, Türkiye'yi bilgi ekonomisine geçiş sürecinde önemli bir merkeze taşıma potansiyeli taşıyor.

Yeşil Dönüşüm ve Enerji Verimliliği

Bakan Kacır'ın gündeme getirdiği bir diğer önemli başlık ise çevre dostu üretim ve sürdürülebilir enerji kaynaklarının kullanımı oldu. Türkiye'nin, küresel iklim değişikliğiyle mücadeledeki rolünü pekiştirecek adımlar atılacağını belirten Bakan, sanayicilere yönelik enerji verimliliği projelerinin destekleneceğini ve yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılacağını müjdeledi. Karbonsuzlaşma hedeflerine ulaşmada sanayinin kritik bir rol oynayacağını vurgulayan Bakan Kacır, bu dönüşümün aynı zamanda yeni iş alanları ve ekonomik fırsatlar yaratacağına dikkat çekti. Mavi ekonomi ve döngüsel ekonomi gibi kavramların da gelecek stratejilerinde yer bulacağı ifade edildi.

Yerli ve Milli Üretim Gücü

Açıklamalarda, yerli ve milli üretimin stratejik önemi bir kez daha vurgulandı. Cari açığın azaltılması ve dışa bağımlılığın minimize edilmesi amacıyla, kritik sektörlerde yerli üretim kapasitesinin artırılacağı kaydedildi. Bakan Kacır, özellikle savunma sanayii, otomotiv, tekstil ve yazılım gibi alanlarda yerli tedarik zincirlerinin güçlendirileceğini ve bu sayede hem milli güvenlik hem de ekonomik bağımsızlıkın pekiştirileceğini dile getirdi. Bu stratejinin, özellikle küresel tedarik zincirlerindeki kırılganlıkların yaşandığı bu dönemde büyük önem taşıdığı belirtildi.

Gelecek Nesiller İçin Güçlü Türkiye

Bakan Mustafa Kacır, konuşmasının sonunda, tüm bu çalışmaların temel amacının gelecek nesillere daha güçlü, daha müreffeh ve daha yaşanabilir bir Türkiye bırakmak olduğunu söyledi. Eğitim, istihdam ve sosyal kalkınma alanlarındaki projelerin de bu vizyonun ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti. Ülkenin doğal kaynaklarının verimli kullanılması, çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması ve toplumsal refahın artırılması hedefleri doğrultusunda, ilgili tüm kurum ve kuruluşlarla koordineli bir şekilde çalışmaya devam edileceğinin altını çizdi. Bu kapsamlı stratejiyle, Türkiye'nin küresel sahnede daha iddialı bir konuma gelmesi hedefleniyor.

Ekonomi 06.09.2026 11:40 81 okunma

AB Kapıları Aralanıyor: Türkiye'nin Avrupa'ya İhracatı Rekor Seviyeye Dayandı!

Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yönelik ihracatı, yılın ilk 8 ayında önemli bir artış göstererek 71.7 milyar doları aştı. Bu rakam, Türk ekonomisinin Avrupa pazarlarındaki gücünü gözler önüne seriyor.

AB Kapıları Aralanıyor: Türkiye'nin Avrupa'ya İhracatı Rekor Seviyeye Dayandı!

Türkiye ekonomisi, 2024 yılının ilk sekiz aylık döneminde Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yönelik gerçekleştirdiği ihracatta dikkat çekici bir başarıya imza attı. Ocak-ağustos aralığında, geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla %3.6'lık bir artış kaydeden Türkiye, AB'ye toplamda 71 milyar 788,5 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirmeyi başardı. Bu rakamlar, Türk sanayisinin ve üreticisinin Avrupa'daki rekabet gücünün bir göstergesi olarak öne çıkıyor.

Avrupa Pazarı Büyümeye Devam Ediyor

Ocak ayından ağustos sonuna kadar olan dönemde kaydedilen bu ihracat performansı, Türkiye'nin stratejik olarak büyük önem verdiği AB pazarındaki konumunu daha da sağlamlaştırdığını gösteriyor. Küresel ekonomik dalgalanmalara ve jeopolitik risklere rağmen, Türk ürünlerine olan talebin devam etmesi, kalite ve güvenilirlik algısının yerleştiğini teyit ediyor. Özellikle otomotivden tekstile, gıdadan kimya sektörüne kadar geniş bir yelpazede Türk ürünleri, AB ülkelerinin raflarında ve sanayilerinde yer bulmaya devam ediyor.

Sektörel Analiz ve Gelecek Perspektifi

Bu büyümenin arkasında yatan temel faktörler arasında, Türk üreticilerinin yenilikçi yaklaşımları, üretim süreçlerindeki modernizasyon ve uluslararası standartlara uyum çabaları yer alıyor. AB'nin katı kalite ve çevre standartlarını karşılama konusundaki başarı, Türk firmalarının pazarda kalıcı olmasını sağlıyor. Analistler, bu ivmenin yılın geri kalanında da sürmesini ve hatta yıl sonu hedeflerinin aşılmasını bekliyor. Özellikle yeşil dönüşüm ve dijitalleşme gibi AB'nin önceliklendirdiği alanlarda Türk firmalarının yapacağı yatırımlar, gelecekteki ihracat potansiyelini daha da artıracaktır.

Öte yandan, küresel tedarik zincirlerindeki yeniden yapılanma süreci, Türkiye gibi coğrafi konumu avantajlı ve üretim kapasitesi yüksek ülkeler için yeni fırsatlar barındırıyor. AB'nin, tedarik zincirlerini çeşitlendirme ve belirli ülkelere olan bağımlılığını azaltma stratejisi, Türkiye'ye olan ilgiyi artırabilir. Bu durum, hem mevcut ihracat rakamlarının daha da yükseğe taşınması hem de yeni iş birliklerinin geliştirilmesi açısından önemli bir potansiyel taşıyor.

İhracatın Katma Değeri ve Ekonomik Etkileri

Avrupa Birliği'ne yapılan ihracatın sadece miktar olarak değil, aynı zamanda katma değer açısından da önemli olduğu vurgulanıyor. Yüksek teknolojili ürünlerin ve markalı ürünlerin ihracattaki payının artması, Türk ekonomisinin küresel değer zincirindeki konumunu güçlendiriyor. Bu durum, döviz girişlerini artırarak makroekonomik istikrarın korunmasına da katkı sağlıyor. Yılın tamamında ihracat rakamlarının 100 milyar doları aşması beklenirken, AB pazarının bu başarıdaki payı yadsınamaz bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Bu performans, Türkiye'nin küresel ticaretteki yerini sağlamlaştıran önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor.