Çorum'un Nabzı
--° -- --/--°
Yerel KÖŞE YAZISI 30.08.2026 06:40 216 okunma

Binlerce Yıllık Sır Kapısı Aralandı: Çorum'un Saklı Hazineleri Şehir Müzesi'nde Ortaya Çıkıyor!

Çorum'un tarihi dokusunu ve binlerce yıllık kültürel mirasını barındıran Şehir Müzesi, hem yerli hem de yabancı turistlerin akınına uğrayarak kentin tarihine ışık tutuyor.

Binlerce Yıllık Sır Kapısı Aralandı: Çorum'un Saklı Hazineleri Şehir Müzesi'nde Ortaya Çıkıyor!

Çorum'un kalbinde, asırlık bir yapı olan Velipaşa Hanı'nın mistik atmosferinde konumlanan Şehir Müzesi, adeta zamanın durduğu bir noktada, kentin adeta bir kültürel hazine sandığı olarak ziyaretçilerini ağırlıyor. Bu eşsiz müze, Çorum'un derin köklerine uzanan binlerce yıllık tarihini ve zengin kültürel mirasını günümüze taşıyarak, geçmişle gelecek arasında köprü kuruyor.

Kemal Demir

Kemal Demir

Gündem & Siyaset Yazarı

TÜM YAZILARI GÖR

Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu haber için henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

Yorumlar moderasyonun ardından otomatik olarak yayınlanır.
Yerel 14.10.2026 16:40 89 okunma

2026'da Pancar Fiyatları Uçuyor! TüRkşEKER'den Çiftçiye Rekor Müjde: Ton Başına İşte O Rakam!

TÜRKŞEKER, 2026 yılı için şeker pancarı alım fiyatını açıkladı. Kota tamamlama primiyle birlikte ton başına 3 bin 720 liraya yükselen bu rakam, çiftçiler ve tarım sektörü için önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor.

2026'da Pancar Fiyatları Uçuyor! TüRkşEKER'den Çiftçiye Rekor Müjde: Ton Başına İşte O Rakam!

Tarım sektöründe merakla beklenen 2026 yılı şeker pancarı alım fiyatı nihayet belli oldu. Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ (TÜRKŞEKER) tarafından yapılan açıklamaya göre, çiftçilerin emeğinin karşılığını daha adil bir şekilde almasını hedefleyen yeni fiyatlandırma politikası, sektörde heyecan yarattı.

Pancar Fiyatlarında Yeni Dönem Başlıyor

TÜRKŞEKER, 2026 hasat dönemi için şeker pancarı alım fiyatını kota tamamlama primi de dahil olmak üzere ton başına 3 bin 720 lira olarak duyurdu. Bu rakam, geçtiğimiz yıllara kıyasla önemli bir artışı temsil ederken, çiftçilerin üretim maliyetlerini karşılamalarına ve daha karlı bir üretim sürecine geçmelerine olanak tanıyacak. Bu artışın, yerli üretimi teşvik etme ve şeker pancarı ekim alanlarını genişletme potansiyeli taşıdığı belirtiliyor.

Kota Tamamlama Primi: Çiftçiye Ek Destek

Yeni fiyatlandırma modelinin en dikkat çekici unsurlarından biri, kota tamamlama priminin dahil edilmesi. Bu prim, çiftçilerin belirli bir üretim kotasını tamamlamaları durumunda ek bir kazanç elde etmelerini sağlayacak. Bu uygulama, hem üreticilerin motivasyonunu artırmayı hem de sektördeki verimliliği yükseltmeyi amaçlıyor. Uzmanlar, bu tür teşviklerin, özellikle değişken piyasa koşullarında çiftçinin finansal güvencesini artıracağını ve üretimin sürekliliğini sağlayacağını ifade ediyor.

Sektörün Beklentileri ve Geleceğe Yönelik Etkiler

Bu yıl açıklanan alım fiyatı, tarım ekonomistleri ve çiftçi örgütleri tarafından olumlu bir gelişme olarak karşılandı. Geçmişte yaşanan girdi maliyetlerindeki artışlar ve piyasa dalgalanmaları karşısında zorlanan üreticiler için bu gelişme, bir nefes alma imkanı sunuyor. Ayrıca, bu artışın dolaylı olarak şeker fiyatlarına da yansıyabileceği ancak önceliğin yerli üretimin desteklenmesi olduğu vurgulanıyor. Gıda güvenliği açısından da büyük önem taşıyan şeker pancarı üretimindeki bu canlanmanın, gelecekteki arz güvenliğine de katkı sağlaması bekleniyor.

TÜRKŞEKER'den yapılan açıklamada, fiyat belirleme sürecinde maliyet analizlerinin, piyasa koşullarının ve çiftçi beklentilerinin dikkate alındığı belirtildi. Kurum, yerli ve milli üretimin desteklenmesi amacıyla bu tür adımların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti. Bu yeni fiyatlandırmanın, önümüzdeki dönemde şeker pancarı ekim alanlarında gözle görülür bir artışa yol açması ve sektörün genel verimliliğini yükseltmesi öngörülüyor. Ayrıca, bu gelişmenin, pancar bazlı sanayi kollarında da olumlu yansımalar yaratması muhtemel.

Üreticiler Ne Diyor?

Çiftçilerden ilk tepkiler de büyük ölçüde memnuniyet içeriyor. Birçok üretici, açıklanan rakamın beklentilerini karşıladığını ve üretim planlamalarını olumlu yönde etkileyeceğini dile getiriyor. Bazı çiftçiler ise, özellikle gübre ve mazot gibi maliyetlerdeki artışların devam etmesi durumunda, bu fiyatın bile zorlu bir üretim süreci anlamına gelebileceğini ancak yine de umut verici bir adım olduğunu belirtiyorlar. Önümüzdeki süreçte, bu fiyatın piyasaya nasıl yansıyacağı ve çiftçinin ekim kararlarını ne ölçüde etkileyeceği yakından takip edilecek.

Yerel 14.10.2026 16:10 238 okunma

"Ankara Abisi" Unvanlı Yardımsever Lider Yasin Oyanık'tan Şok Eden Tutuklama: Meşruiyet Tartışması Mahkemeye Taşıdı!

Ankara'da 'Ankara Abisi' olarak tanınan İyilik Derneği Başkanı Yasin Oyanık, malvarlığı meşruiyeti iddiaları üzerine tutuklandı. Gelişme, yardım camiasında ve kentte şaşkınlıkla karşılandı.

"Ankara Abisi" Unvanlı Yardımsever Lider Yasin Oyanık'tan Şok Eden Tutuklama: Meşruiyet Tartışması Mahkemeye Taşıdı!

Kamuoyunda uzun yıllardır gösterdiği hayırsever faaliyetlerle tanınan ve “Ankara Abisi” lakabıyla gönüllerde taht kuran Yasin Oyanık, son operasyonla birlikte gündeme bomba gibi düştü. Ankara Abisi İyilik Derneği Başkanı Oyanık, ‘malvarlığı değerlerinin meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak’ suçlamasıyla çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Gönül Bağı Kuran Liderin Adı Neden Yargıya Karıştı?

Ankara’nın sosyal dokusunda önemli bir yeri olan ve ihtiyaç sahiplerine ulaşmadaki gayretleriyle bilinen Yasin Oyanık’ın bu şekilde bir suçlamayla karşı karşıya kalması, kentte ve yardımseverler arasında büyük bir şaşkınlık yarattı. Dernek aracılığıyla sayısız projeye imza atan ve binlerce kişiye dokunduğu bilinen Oyanık hakkında, edinilen bilgilere göre malvarlığının kaynağına ilişkin bir soruşturma başlatıldı. Savcılık makamının yürüttüğü soruşturma sonucunda, Oyanık’ın sahip olduğu malvarlığının meşruiyetini ispatlayamaması üzerine tutuklama kararı çıktığı öğrenildi.

Yardım Camiasında Şok Etkisi: Soru İşaretleri Artıyor

Oyanık’ın tutuklanması, sadece Ankara halkını değil, Türkiye genelindeki yardım kuruluşları ve gönüllülük platformlarını da derinden etkiledi. Uzun yıllardır şeffaf bir şekilde faaliyet gösterdiği izlenimi veren derneğin ve başkanının bu denli ciddi bir suçlamayla karşı karşıya kalması, yardımseverlik etiği üzerine de tartışmaları alevlendirdi. Sosyal medyada ve çeşitli platformlarda Oyanık’a destek mesajları yağarken, bazı kesimler ise iddiaların doğruluğunu ve yargı sürecinin titizlikle yürütülmesini talep ediyor. Bu durum, özellikle bağışçıların ve gönüllülerin güvenini sarsabilecek potansiyel bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Yasin Oyanık Kimdir? "Ankara Abisi" Lakabının Kökeni

Yasin Oyanık, Ankara’da uzun yıllardır sosyal sorumluluk projeleri yürüten, gençlere ve ihtiyaç sahiplerine yönelik destekleriyle tanınan bir isim. Gösterdiği özveri ve halkla kurduğu sıcak bağ sayesinde “Ankara Abisi” unvanını kazanmış. Özellikle pandemi sürecinde ve diğer kriz dönemlerinde gösterdiği gayretli çalışmalarla takdir toplamıştı. Ankara Abisi İyilik Derneği çatısı altında binlerce aileye gıda, giyim ve barınma yardımı ulaştırdığı biliniyor. Bu ani gelişme, Oyanık’ın kamuoyundaki imajıyla tam bir tezat oluşturuyor.

Yasal Süreç ve Muhtemel Sonuçlar

Oyanık hakkında yürütülen soruşturma ve alınan tutuklama kararı, ‘malvarlığı değerlerinin meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak’ suçlamasının hukuki boyutunu da gündeme taşıdı. Bu suçlama, genellikle kara para aklama veya zimmete para geçirme gibi ciddi mali suçlarla ilişkilendiriliyor. Oyanık’ın tutukluluğu, yargılamanın başlayacağı ve suçlamaların detaylıca inceleneceği anlamına geliyor. Davanın ilerleyen süreçlerinde Oyanık’ın savunması ve sunacağı deliller büyük önem taşıyacak. Eğer suçlu bulunursa, yasal olarak ağır cezalarla karşı karşıya kalabilir. Aksi takdirde ise aklanarak kamuoyundaki itibarını yeniden kazanmaya çalışacaktır. Bu süreç, hem Oyanık hem de onunla birlikte çalışanlar için belirsizlik dolu günler anlamına geliyor.

Yerel 14.10.2026 14:40 295 okunma

Maliyeti 40 Kat Azaltan Devrim Niteliğinde Buluş: Çorum'dan Altın Değerinde Teknoloji!

Hitit Üniversitesi akademisyenleri tarafından geliştirilen ve Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan onay alan kapalı tüp sinterleme yöntemi, metalurji sektöründe maliyetleri adeta silip süpürüyor.

Maliyeti 40 Kat Azaltan Devrim Niteliğinde Buluş: Çorum'dan Altın Değerinde Teknoloji!

Çorum, metalurji dünyasında ses getirecek bir buluşa ev sahipliği yapıyor. Hitit Üniversitesi'nin değerli akademisyenleri, geliştirdikleri yenilikçi bir yöntemle sanayinin adeta kanayan yarası olan yüksek maliyetlere dur diyor. Kapalı tüp sinterleme olarak adlandırılan bu çığır açan teknoloji, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından resmen tescillenerek, ulusal düzeyde bir başarıya imza attı.

Yerel 14.10.2026 14:10 238 okunma

Trafik Kazalarının Acı Gölgesinden Doğdu: 31 Yıl Boyunca Dur Durak Bilmeden Hayat Kurtardı!

Çorum'un Alaca ilçesinde yaşayan Nazım Bekdemir'in, trafik kazalarının trajedisinden ilham alarak başlattığı kan bağışı serüveni tam 31 yıldır devam ediyor. Bekdemir, bu anlamlı yolculuğuyla topluma örnek oluyor.

Trafik Kazalarının Acı Gölgesinden Doğdu: 31 Yıl Boyunca Dur Durak Bilmeden Hayat Kurtardı!

Hayatın akışı içerisinde bazen en beklenmedik anlar, bizleri böylesine anlamlı ve uzun soluklu yolculuklara iter. Çorum'un Alaca ilçesinde yaşayan 57 yaşındaki Nazım Bekdemir'in hikayesi de tam olarak böyle bir ilham kaynağı. Yıllar önce tanık olduğu trafik kazalarının yarattığı derin acı ve kayıplar, Bekdemir'in hayatında bir dönüm noktası olmuş ve onu, başkalarının hayatına dokunacak anlamlı bir eyleme yöneltmiş. Bu etkileyici yolculuk, tam 31 yıl önce başlamış ve bugüne dek kesintisiz olarak sürdürülmüş.

Acı Bir Tecrübe, Ölümsüz Bir Adanmışlık

Nazım Bekdemir'in bu fedakarlık dolu serüveni, aslında toplumumuzda sıkça karşılaşılan ama üzerinde yeterince durulmayan bir trajedinin, yani trafik kazalarının yol açtığı kayıpların bir yansıması. Bekdemir, yaşadığı veya duyduğu üzücü kazaların, geride bıraktığı boşlukların ve sevdiklerinin yaşadığı çaresizliğin derin izlerini vicdanında hissetmiş. Bu hisler, onu pasif bir izleyici olmaktan çıkarıp, aktif bir çözüm arayışına sürüklemiş. Kendince bir fark yaratmanın, bir nebze olsun bu acıları dindirmeye yardımcı olmanın yollarını aramış. İşte tam bu noktada, kan bağışının hayat kurtarıcı gücünü keşfetmiş ve bu kutsal görevi üstlenmeye karar vermiş.

Her Bağış Bir Umut, Yıllar Bir Hayat Ağacı

Bekdemir için kan bağışı, basit bir sağlık prosedürü olmanın çok ötesinde bir anlam taşıyor. O, her kan verdiğinde, aslında bir umut ışığı yaktığının, bir hayatın kurtulmasına vesile olduğunun bilinciyle hareket ediyor. Bu bilinç, onun 31 yıllık kesintisiz adanmışlığının temelini oluşturuyor. Alaca'nın sessiz sakin kasabasında yaşayan bu fedakar insan, her fırsat bulduğunda, ne kadar yorgun olursa olsun, ne kadar yoğun olursa olsun, en yakın kan bağış merkezine giderek bu kutsal görevini yerine getiriyor. Geride bıraktığı her yıl, adeta yeni bir hayat ağacı dikmek gibi onun için. Bu uzun soluklu süreçte kaç kişinin hayatına dokunduğu, kaç ailenin yüzünü güldürdüğü ise ancak tahmin edilebilir bir gerçek.

Topluma Örnek Bir Vatandaş: Nazım Bekdemir'in Mirası

Nazım Bekdemir'in bu olağanüstü gayreti, sadece bireysel bir başarı değil, aynı zamanda tüm toplum için de güçlü bir ilham kaynağı. Onun hikayesi, kan bağışının ne denli kritik bir öneme sahip olduğunu ve küçük bir iyiliğin bile ne kadar büyük etkiler yaratabileceğini gözler önüne seriyor. Özellikle son yıllarda artan trafik kazaları ve çeşitli hastalıklar nedeniyle kan ihtiyacının hiç olmadığı kadar arttığı düşünüldüğünde, Bekdemir gibi insanların varlığı büyük bir değer taşıyor. Bekdemir, yaşına ve geçirdiği sürece rağmen gösterdiği bu azimle, genç yaşlı demeden herkese örnek oluyor. Bu adanmışlık, onun sadece bir vatandaş olarak değil, aynı zamanda bir toplum gönüllüsü olarak da ne kadar değerli olduğunun kanıtı. Belki de en büyük mirası, kendisinden sonra gelecek nesillerin de bu kutsal görevi devralmasını sağlamaktır.

Geleceğe Yönelik Umut Işıkları

Nazım Bekdemir'in 31 yıllık kesintisiz kan bağışı serüveni, önümüzdeki yıllarda da devam edeceğe benziyor. O, bu anlamlı yolculuğunu sağlık elverdiği sürece sürdürmeyi hedefliyor. Bu durum, hem Alaca halkı hem de genel olarak toplumumuz için büyük bir sevinç kaynağı. Bekdemir'in hikayesi, belki de daha fazla insanın kan bağışının önemini fark etmesini sağlayacak ve bu hayati yardımlaşma zincirine yeni halkalar eklenmesine vesile olacaktır. Bir insanın attığı cesur ve fedakar adımın, yıllar içinde nasıl devasa bir iyilik hareketine dönüşebileceğinin en güzel kanıtı olan Nazım Bekdemir'i alkışlıyoruz.