Çorum'un Nabzı
--° -- --/--°
Ekonomi KÖŞE YAZISI 19.07.2026 23:40 98 okunma

Elektrikli Araçlar Piyasasını Sarsan Dev Atılım! Şarj Tüketimi Rekor Kırdı: %153.5'luk Çılgın Artışın Sırrı Ne?

Türkiye'de elektrikli araçların şarj altyapısı devasa bir büyüme gösterdi. Yılın ilk yarısında şarj istasyonlarında tüketilen elektrik miktarı tam %153.5 artışla 392.252 megavatsaate ulaştı. Bu inanılmaz yükselişin ardındaki nedenler ve geleceğe etkileri...

Elektrikli Araçlar Piyasasını Sarsan Dev Atılım! Şarj Tüketimi Rekor Kırdı: %153.5'luk Çılgın Artışın Sırrı Ne?

Türkiye'nin otomotiv pazarı, elektrikli araçlara (EV) doğru hızla evriliyor. Bu dönüşümün en somut göstergelerinden biri ise şarj altyapısındaki devasa talep artışı oldu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın açıkladığı resmi verilere göre, 2023 yılının ilk altı ayında elektrikli araç şarj hizmetleri için kullanılan elektrik miktarı, geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla dudak uçuklatan bir oranda artış gösterdi. Geçtiğimiz yılın ilk yarısında kaydedilen tüketim rakamlarının çok ötesine geçen bu artış, elektrikli mobiliteye olan ilginin ve benimsenmenin ne kadar hızlandığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

EV Şarj Tüketiminde Yüzde 153.5'luk Şaşırtıcı Yükseliş

Raporda yer alan rakamlar, elektrikli araçların Türkiye'deki enerji altyapısını ne denli etkilediğini gözler önüne seriyor. Yılın ilk yarısında elektrikli araç şarj istasyonlarında toplamda 392.252 megavatsaat (MWh) elektrik tüketildiği belirlendi. Bu rakam, 2022'nin ilk altı ayında tüketilen miktarın tam yüzde 153,5 üzerinde bir sıçramaya işaret ediyor. Bir başka deyişle, sadece altı aylık bir periyotta, EV şarj altyapısının talep hacmi iki buçuk katından fazla büyüdü. Bu büyüme, sadece elektrikli araç sahiplerinin sayısındaki artışla değil, aynı zamanda daha fazla şarj istasyonunun faaliyete geçmesi ve mevcut istasyonların daha yoğun kullanılmasıyla da açıklanıyor.

Büyümenin Arkasındaki Dinamikler ve Geleceğe Yönelik Etkiler

Elektrikli araç pazarındaki bu hızlı yükselişin ardında birkaç temel etken yatıyor. Birincisi, hükümetin teşvik politikaları ve ÖTV indirimleri gibi düzenlemeler, EV'lerin daha ulaşılabilir hale gelmesini sağladı. İkincisi, yerli otomobil markamız TOGG'un yollara çıkmaya başlaması ve tüketicilerin ilgisini çekmesi, genel olarak elektrikli mobiliteye olan algıyı olumlu yönde etkiledi. Üçüncüsü ise, küresel çapta artan çevre bilinci ve fosil yakıtlara alternatif arayışı, Türkiye'deki tüketicileri de daha temiz ulaşım çözümlerine yönlendirdi.

Bu devasa artış, hem enerji dağıtım şirketleri hem de şarj istasyonu operatörleri için önemli fırsatlar ve zorluklar barındırıyor. Enerji altyapısının bu artan talebi karşılayacak şekilde güçlendirilmesi, şebeke kapasitesinin artırılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının daha etkin kullanılması büyük önem taşıyor. Ayrıca, şarj istasyonlarının yaygınlaştırılması, özellikle şehirlerarası yollarda ve konut bölgelerinde şarj erişilebilirliğinin artırılması, EV kullanımının önündeki engelleri kaldırmaya devam edecek. Uzmanlar, bu trendin önümüzdeki yıllarda da süreceğini ve elektrikli araçların Türkiye otomotiv pazarındaki payının hızla artacağını öngörüyor. Bu durum, aynı zamanda batarya teknolojileri, enerji depolama sistemleri ve akıllı şarj çözümleri gibi alanlarda da yeni yatırımları ve inovasyonları tetikleyecektir.

Yerli Üretimin Rolü ve Şarj Altyapısı Yatırımları

Türkiye'nin elektrikli araç ekosistemindeki bu ivmelenme, yerli üretimin de stratejik önemini artırıyor. TOGG gibi yerli markaların yanı sıra, küresel otomobil üreticilerinin de Türkiye'yi üretim üssü olarak görmesi ve elektrikli modellerini pazara sunması, rekabeti ve çeşitliliği artırıyor. Bu durum, tüketicilere daha fazla seçenek sunarken, aynı zamanda şarj altyapısına yapılacak yatırımları da hızlandırıyor. Devletin ve özel sektörün el ele vererek hayata geçirdiği şarj ağı projeleri, bu büyümenin sürdürülebilirliği için kritik rol oynuyor. Hızlı şarj istasyonlarının yaygınlaşması, EV kullanımının önündeki en büyük engellerden biri olan 'menzil kaygısı'nı da ortadan kaldırmaya başlıyor. Gelecekte, elektrikli araçların sadece şehir içi ulaşımda değil, uzun yolculuklarda da tercih edilmesi bekleniyor.

Ayşe Yıldız

Ayşe Yıldız

Ekonomi & Finans Analisti

TÜM YAZILARI GÖR

Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu haber için henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

Yorumlar moderasyonun ardından otomatik olarak yayınlanır.
Ekonomi 20.07.2026 15:40 94 okunma

Enerjide Kritik Mayıs Ayı: Türkiye'nin Doğalgaz İthalatında Şaşırtıcı Artış!

Türkiye'nin Mayıs ayındaki doğalgaz ithalatı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %2,95'lik bir yükselişle dikkat çekti. Enerji bağımlılığında yeni dengeler mi oluşuyor?

Enerjide Kritik Mayıs Ayı: Türkiye'nin Doğalgaz İthalatında Şaşırtıcı Artış!

Enerji arz güvenliği ve çeşitliliğini sağlamak adına kritik bir öneme sahip olan doğalgaz ithalatında, Mayıs ayında beklenmedik bir artış kaydedildi. Türkiye'nin enerji politikalarının nabzını tutan son veriler, bu ayda geçtiğimiz yıla oranla %2,95'lik bir yükseliş yaşandığını ortaya koydu. Bu durum, enerji piyasalarında ve uluslararası ilişkilerde yeni gelişmelere işaret edebilir.

Doğalgaz İthalatındaki Yükselişin Detayları ve Rakamlar

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından açıklanan resmi rakamlara göre, Türkiye'nin Mayıs ayındaki toplam doğalgaz ithalatı, yaklaşık 3 milyar 644 milyon metreküp olarak gerçekleşti. Geçtiğimiz yılın aynı ayında bu rakamın 3 milyar 539 milyon metreküp civarında olduğu düşünülürse, 105 milyon metreküplük bir artış yaşandığı görülüyor. Bu artış, ilk bakışta küçük gibi görünse de, enerji piyasalarının hassasiyeti göz önüne alındığında önemli bir değişim olarak kabul ediliyor. Uzmanlar, bu artışın ardında yatan nedenleri detaylı olarak incelerken, hem iç talepteki değişimlerin hem de küresel enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların etkili olabileceği görüşünde. Özellikle sanayinin artan enerji ihtiyacı ve konutlardaki mevsimsel talep artışlarının bu yükselişte rol oynamış olabileceği belirtiliyor.

Enerji Politikaları ve Geleceğe Yönelik Değerlendirmeler

Bu artış, Türkiye'nin enerji stratejilerini de yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Mevcut durumda enerji kaynaklarını çeşitlendirme ve yerli üretim potansiyelini artırma hedefleri doğrultusunda çalışmalar sürdürülürken, ithalata bağımlılığın devam etmesi bazı soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Enerji arz güvenliğini sağlamak adına atılan adımların, ithalat rakamlarına yansıması yakından takip edilecek. Özellikle Rusya, Azerbaycan ve İran gibi ana tedarikçilerle olan ilişkilerin mevcut durumu ve gelecekteki anlaşmalar, bu ithalat hacmini doğrudan etkileyecek faktörler arasında yer alıyor. Ayrıca, yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan yatırımların hızlanması ve bu alanlardaki ilerlemenin doğalgaz ithalatına olan bağımlılığı ne ölçüde azaltacağı da merak konusu.

Küresel Enerji Piyasalarındaki Dalgalanmaların Etkisi

Küresel enerji piyasalarındaki belirsizlikler ve fiyat dalgalanmaları, Türkiye'nin ithalat rakamlarını doğrudan etkileyen bir diğer önemli unsur. Uluslararası petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki değişimler, ithalat maliyetlerini de doğrudan etkileyerek bütçe üzerinde ek yük oluşturabilir. Bu bağlamda, uzun vadeli enerji anlaşmaları ve spot piyasalardan yapılan alımların dengelenmesi büyük önem taşıyor. Türkiye'nin, enerji bağımlılığını azaltma stratejileri çerçevesinde, hem kaynak çeşitliliğini artırma hem de yerli ve yenilenebilir enerjiye daha fazla yatırım yapma çabalarının bu süreçteki rolü kritik olacaktır. Önümüzdeki aylarda açıklanacak veriler, bu eğilimin devam edip etmeyeceği konusunda daha net bir fikir verecek.

Uzman Görüşleri ve Olası Senaryolar

Enerji ekonomistleri, bu artışın geçici bir durum mu yoksa bir eğilimin başlangıcı mı olduğunu anlamak için daha fazla veriye ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. Bazı analistler, artan sanayi üretimi ve ekonomik aktivitenin doğal bir sonucu olarak bu yükselişi yorumlarken, diğerleri küresel arz sorunları veya tedarik zincirindeki olası aksamaların şimdiden etkisini göstermeye başladığını savunuyor. Her halükarda, bu durum, enerji güvenliği ve stratejik planlama konularının önemini bir kez daha vurguluyor. Türkiye'nin önümüzdeki dönemde enerji politikalarını nasıl şekillendireceği, hem ulusal ekonomisi hem de bölgesel enerji dinamikleri açısından büyük bir merakla bekleniyor.

Ekonomi 20.07.2026 11:40 161 okunma

Sanayinin Gizli Devleri Sahneye Çıktı: İSO'nun Yeni Listesi Açıklandı, Rakamlar Nefes Kesti!

İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) son araştırması, Türkiye'nin ikinci 500 büyük sanayi kuruluşunun inanılmaz büyümesini ortaya koydu. Üretimden satışlardaki devasa artış, ekonominin nabzını tutuyor.

Sanayinin Gizli Devleri Sahneye Çıktı: İSO'nun Yeni Listesi Açıklandı, Rakamlar Nefes Kesti!

Türkiye ekonomisinin belkemiğini oluşturan dev şirketlerin performansını gözler önüne seren önemli bir araştırma daha sonuçlandı. İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından hazırlanan ve sanayinin 'gizli kahramanlarını' belirleyen 'Türkiye'nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu - 2025' araştırmasının verileri kamuoyu ile paylaşıldı. Bu yılki sonuçlar, sektördeki dinamizmi ve büyüme potansiyelini bir kez daha gözler önüne sererken, özellikle üretimden elde edilen gelirlerde yaşanan dikkat çekici artışlar dikkatlerden kaçmadı.

Ekonominin Lokomotiflerinden Dev Atılım: Rakamlar Ne Diyor?

İSO'nun kapsamlı analizine göre, Türkiye'nin ikinci büyük 500 sanayi kuruluşunun geçtiğimiz yılki toplam üretimden satışları, bir önceki yıla kıyasla %25,7'lik muazzam bir büyüme kaydederek 1 trilyon 750 milyar liraya ulaştı. Bu rakam, hem enflasyonist etkileri hem de reel büyümeyi bir arada değerlendirmek açısından kritik öneme sahip. Geride bıraktığımız yılda dünya ekonomisinde yaşanan dalgalanmalara ve tedarik zinciri sorunlarına rağmen, Türk sanayisinin bu denli güçlü bir performans sergilemesi, sektörün ne denli dirençli olduğunun bir kanıtı olarak görülüyor.

Büyümenin Arkasındaki Sırlar: Hangi Sektörler Öne Çıkıyor?

Bu devasa artışın ardında yatan nedenler arasında, artan küresel talep, yerli üretimin stratejik öneminin daha fazla kavranması ve şirketlerin Ar-Ge ve inovasyona yaptığı yatırımlar yer alıyor. Özellikle otomotiv, kimya, tekstil ve gıda gibi sektörlerdeki firmaların, yeni pazarlara açılma ve mevcut pazarlardaki paylarını artırma konusundaki başarıları, genel tabloyu yukarı çeken ana faktörler olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, bu büyümenin sürdürülebilirliği için teknoloji odaklı üretim modellerine geçişin ve katma değeri yüksek ürünlerin geliştirilmesinin şart olduğunu vurguluyor.

Büyümenin Devamlılığı İçin Kritik Adımlar

İSO'nun raporunda ayrıca, bu kuruluşların toplam istihdama ve ihracata olan katkılarının da altı çizildi. Üretim kapasitesindeki artışın, yeni iş alanlarının yaratılmasına ve ülkenin dış ticaret dengesine olumlu yansımaları bekleniyor. Ancak, bu ivmenin korunması ve daha da yukarılara taşınması için global rekabet gücünü artıracak politikaların desteklenmesi, finansmana erişimin kolaylaştırılması ve nitelikli iş gücü yetiştirilmesine yönelik çalışmaların hızlandırılması gerektiği de raporda belirtilen önemli noktalar arasında. Bu yılki veriler, Türk sanayisinin geleceği adına umut verici bir tablo çizerken, gelecek dönemlerde bu başarıların nasıl sürdürüleceği merak konusu olmaya devam edecek.

Ekonomi 20.07.2026 07:40 83 okunma

Napolyon Kirazı Rekoltesi Çiftçiyi Gülümsetti: Afyonkarahisar'da Yüksek Verim Beklentisi Karşılanıyor!

Afyonkarahisar'ın Çay ve Sultandağı ilçelerinde Napolyon kirazı hasadı başladı. Yüksek rekolte beklentisi, üreticilerin yüzünü güldürüyor ve bölge ekonomisine katkı sağlaması öngörülüyor.

Napolyon Kirazı Rekoltesi Çiftçiyi Gülümsetti: Afyonkarahisar'da Yüksek Verim Beklentisi Karşılanıyor!

Afyonkarahisar'ın verimli topraklarında yetişen ve dünya çapında ün yapan Napolyon kirazında bu yıl hasat dönemi üreticiler için sevindirici bir tablo sunuyor. Özellikle Çay ve Sultandağı ilçelerinde yoğunlaşan Napolyon kirazı üretimi, bu sezon beklentilerin üzerinde bir rekolte ile çiftçinin yüzünü güldürdü. Yüksek verimlilik, hem yerel ekonomiye önemli bir katkı sağlaması hem de kirazın kalitesiyle öne çıkması beklenen bu hasat döneminin bereketli geçeceğinin sinyallerini veriyor.

Bereketli Hasat Dönemi Çiftçilere Nefes Aldırdı

Napolyon kirazı, kendine has lezzeti, parlak kırmızı rengi ve dayanıklılığı ile bilinen, sofraların vazgeçilmez meyvelerinden biri. Afyonkarahisar'ın iklim ve coğrafi koşullarına mükemmel uyum sağlayan bu özel kiraz türü, bölge çiftçileri için önemli bir gelir kaynağı oluşturuyor. Bu yılki yüksek rekolte, uzun süren hazırlık ve emeklerinin karşılığını alan üreticiler arasında büyük bir memnuniyetle karşılandı. İlk verilere göre, geçen yıllara kıyasla verim artışının gözle görülür düzeyde olduğu belirtiliyor. Bu durum, üreticilerin finansal olarak rahatlamasına ve gelecek sezonlar için daha umutlu olmalarına zemin hazırlıyor.

Kalite ve Miktar Bir Arada: Bölgeye Ekonomik Canlanma

Sultandağı ve Çay ilçeleri, Napolyon kirazının Türkiye'deki en önemli üretim merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu yılki rekolte başarısı, bölgenin tarımsal potansiyelini bir kez daha gözler önüne serdi. Çiftçiler, kaliteli ve bol ürün elde etmenin mutluluğunu yaşarken, bu durumun bölge ekonomisine de ciddi bir canlılık getirmesi bekleniyor. Hasat edilen kirazların bir kısmı iç piyasada tüketicilere ulaştırılacak, büyük bir kısmı ise ihracat yoluyla yurt dışındaki pazarlara gönderilecek. Bu yılki yüksek verimin, hem üreticinin gelirini artırması hem de Türkiye'nin kiraz ihracatındaki payını yükseltmesi öngörülüyor.

Gelecek Sezonlar İçin Umut Işığı ve Sürdürülebilirlik

Napolyon kirazındaki bu başarılı rekolte, sadece bu yıl için değil, gelecek sezonlar için de önemli ipuçları barındırıyor. Üreticiler, aldıkları olumlu sonuçlarla birlikte tarım tekniklerini daha da geliştirmek, modern sulama sistemleri ve hastalıklarla mücadele yöntemleri üzerine yoğunlaşmak için motivasyon kazandı. Sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte, Afyonkarahisar'ın Napolyon kirazı üretiminde liderliğini pekiştirmesi ve uluslararası pazardaki konumunu daha da güçlendirmesi hedefleniyor. Bölgedeki kiraz üreticileri, bu bereketli yılın kendileri için bir dönüm noktası olacağına inanıyor ve gelecek yıllarda da benzer başarıları tekrarlamak için şimdiden hazırlıklara başladılar. Bu durum, bölgenin tarımsal kalkınması açısından da büyük önem taşıyor.

Pazar Beklentileri ve Tüketici İlgisi

Yüksek rekolte beklentisi, piyasalarda da olumlu yankı buluyor. Toptancı hallerinde ve perakende satış noktalarında Napolyon kirazının bolca bulunması, fiyatların dengelenmesine ve daha geniş kitlelere ulaşmasına olanak tanıyabilir. Tüketiciler de bu lezzetli meyveyi daha uygun fiyatlarla ve bolca bulabilme şansına sahip olacak. Özellikle Avrupa ve Uzak Doğu pazarlarında Napolyon kirazına olan yoğun talep göz önüne alındığında, bu yılki yüksek verim ihracatçılar için de altın bir fırsat olarak değerlendiriliyor. Kalitenin korunması ve zamanında hasat edilmesi, bu fırsatın en iyi şekilde değerlendirilmesi için kritik önem taşıyor.

Ekonomi 20.07.2026 03:40 296 okunma

Gıdada Devrim Kapıda! Soğuk Hava Depoları İsrafı Durdurup Arz Güvenliğini Garantiliyor: TKDK Başkanı Açıkladı!

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Başkanı Ahmet Antalyalı, soğuk hava depolarının gıda israfını önlemedeki kritik rolünü ve gıda arz güvenliğine sağladığı katkıyı vurguladı.

Gıdada Devrim Kapıda! Soğuk Hava Depoları İsrafı Durdurup Arz Güvenliğini Garantiliyor: TKDK Başkanı Açıkladı!

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Başkanı Ahmet Antalyalı, Türkiye'nin tarımsal üretiminde ve gıda tedarik zincirinde büyük önem taşıyan soğuk hava depolarının, hem milli ekonomiye hem de vatandaşların sofrasına sunduğu faydaları detaylandırdı. Antalyalı, bu modern tesislerin artık sadece bir depolama çözümü olmanın ötesine geçerek, gıdada arz güvenliğinin sağlanması ve ürün israfının önlenmesi noktasında stratejik bir role sahip olduğunu belirtti.

Soğuk Depolar: İsrafı Önleyen Teknolojik Kalkan

Ülkemizde her yıl milyonlarca ton gıda ürününün çeşitli nedenlerle ziyan olduğunu biliyoruz. Bu kayıpların önüne geçilmesi, hem ekonomik olarak büyük bir kazanç sağlıyor hem de sınırlı kaynaklarımızın daha verimli kullanılmasına olanak tanıyor. TKDK Başkanı Ahmet Antalyalı, yaptıkları yatırımlar ve desteklerle hayata geçirilen soğuk hava depolarının bu soruna karşı ne kadar etkili bir çözüm sunduğunu şu sözlerle ifade etti: "Soğuk hava depoları, hasat edilen ürünlerin tazeliğini ve kalitesini koruyarak daha uzun süre saklanabilmesini sağlıyor. Bu sayede, özellikle mevsiminde bol olan ürünlerin, talep olduğu zamanlarda da piyasada bulunabilirliğini garanti altına alıyoruz. Bu durum, doğrudan gıda israfının önlenmesi anlamına geliyor." Antalyalı'nın açıklamalarına göre, bu depolar sayesinde yalnızca bir depolama süreci değil, aynı zamanda ürünlerin değer kaybının da önüne geçiliyor.

Arz Güvenliği ve Fiyat İstikrarına Katkı

Gıda fiyatlarındaki dalgalanmalar, tüketicilerin en büyük endişelerinden biri. Soğuk hava depolarının varlığı, bu dalgalanmaları dengeleyici bir unsur olarak öne çıkıyor. Antalyalı, soğuk depoların gıda arz güvenliğine yaptığı katkıyı şu şekilde açıkladı: "Piyasadaki ürün bolluğunu veya darlığını dengelemek, fiyat istikrarının korunması açısından hayati önem taşıyor. Soğuk hava depoları sayesinde, üreticiler ürünlerini en uygun zamanda satma imkanı bulurken, tüketiciler de daha istikrarlı fiyatlarla gıdaya erişebiliyor." Bu sistem, mevsimsel arz fazlalıklarının boşa gitmesini engelleyerek, ihtiyaç anında kullanılmasını sağlayarak hem üreticiyi hem de tüketiciyi koruyor. TKDK'nın bu alandaki yatırımları, ulusal ölçekte gıda tedarik zincirinin daha güçlü hale gelmesine zemin hazırlıyor.

TKDK'dan Sektöre Destek: Modern Depolama Teknolojileri

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK), soğuk hava depoları gibi modern tarım altyapılarının kurulması için önemli destekler sağlıyor. Başkan Antalyalı, bu desteklerin proje bazlı olduğunu ve çiftçilerle tarımsal işletmelerin bu teknolojilere erişimini kolaylaştırdığını vurguladı. "Amacımız, katma değeri yüksek projeleri destekleyerek, sektörün verimliliğini artırmak ve uluslararası standartlarda üretim yapılmasını teşvik etmek." diyen Antalyalı, bu tür yatırımların aynı zamanda istihdam olanakları yarattığını ve kırsal kalkınmaya da doğrudan katkı sağladığını sözlerine ekledi. Teknolojik altyapının güçlendirilmesiyle, Türkiye'nin tarımsal potansiyelinin daha etkin bir şekilde ekonomiye kazandırılması hedefleniyor.

Geleceğe Yönelik Stratejiler ve Beklentiler

Gıda güvenliği ve israfın önlenmesi, küresel ölçekte de üzerinde durulan en önemli konulardan biri. Ahmet Antalyalı, Türkiye'nin bu alandaki çalışmalarının gelecekte daha da ivme kazanacağını belirtti. Yapılan ve yapılacak olan yatırımlarla birlikte, daha modern ve daha büyük kapasiteli soğuk hava depolarının ülke geneline yaygınlaştırılması planlanıyor. Bu sayede, tarımsal ürünlerin kayıplarının daha da azaltılması ve ihracat potansiyelinin artırılması amaçlanıyor. Antalyalı, "Soğuk hava depoları, modern tarımın vazgeçilmez bir parçasıdır ve gelecekte gıda güvenliğimizin teminatı olmaya devam edecektir." diyerek sözlerini tamamladı.