Çorum'un Nabzı
--° -- --/--°
Yerel KÖŞE YAZISI 30.08.2026 10:10 165 okunma

Türk Sanat Müziği Dünyası Yasta: Usta İsim Çağatay Esenyel Son Yolculuğuna Uğurlandı!

Türk Sanat Müziği'nin duayen isimlerinden Çağatay Esenyel, sevenlerinin gözyaşları arasında son yolculuğuna uğurlandı. Uzun yıllar müziğe hizmet eden Esenyel'in vefatı sanat camiasında büyük üzüntü yarattı.

Türk Sanat Müziği Dünyası Yasta: Usta İsim Çağatay Esenyel Son Yolculuğuna Uğurlandı!

Türk müziğinin usta isimlerinden, sesiyle gönüllere taht kuran Çağatay Esenyel, sevenlerinin yüreğinde derin bir iz bırakarak aramızdan ayrıldı. Uzun süredir tedavi gören usta sanatçı, hastanede verdiği yaşam mücadelesine yenik düştü. Esenyel'in vefat haberi, sanat camiasında ve sevenleri arasında büyük bir yasa neden oldu.

Türk Müziğine Adanmış Bir Ömür: Çağatay Esenyel Kimdir?

Çağatay Esenyel, Türk Sanat Müziği'ne yıllarını vermiş, birbirinden değerli eserlere imza atmış bir sanatçıydı. Sahne performansları ve kendine has yorumuyla dinleyicilerin kalbinde özel bir yer edinen Esenyel, kariyeri boyunca birçok unutulmaz şarkıya hayat verdi. Müziğe olan tutkusu ve disiplinli çalışmalarıyla tanınan sanatçı, genç yeteneklere de ilham kaynağı oldu. Esenyel'in müziğe kattığı değer ve bıraktığı mirası, gelecek nesiller tarafından da yaşatılacaktır. Sanatçının repertuarındaki eserler, Türk müziğinin önemli bir parçasını oluşturmaya devam edecek.

Son Veda: Cenaze Töreninde Duygusal Anlar

Çağatay Esenyel için Perşembe günü öğle namazına müteakip, Fatih Camii'nde bir cenaze töreni düzenlendi. Törene, sanatçının ailesi, yakın dostları, sanat camiasından çok sayıda isim ve sevenleri akın etti. Gözyaşlarının sel olduğu törende, Esenyel'in müziğe kattığı değer ve kişiliği hakkında duygusal konuşmalar yapıldı. Sanatçının yakınları, büyük üzüntülerini dile getirirken, onun yokluğunun derinden hissedileceğini belirttiler. Fatih Camii'nden omuzlarda taşınan cenaze, daha sonra Feriköy Mezarlığı'na defnedildi. Bu son veda anı, sanat dünyasının yaşadığı büyük kaybı bir kez daha gözler önüne serdi.

Sanat Dünyasından Taziye Mesajları

Çağatay Esenyel'in vefatı üzerine sanat dünyasından taziye mesajları yağdı. Birçok sanatçı, müzisyen ve seveni, sosyal medya hesaplarından ve çeşitli platformlardan Esenyel için başsağlığı dileklerini iletti. Usta sanatçının Türk müziğine yaptığı katkıların unutulmaz olduğunu vurgulayan mesajlarda, Esenyel'in sesi ve yorumunun efsanevi olduğu belirtildi. Türkiye Musiki Eserleri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM) ve diğer sanat kurumları da yayımladıkları mesajlarla Esenyel ailesine başsağlığı dilediler. Bu acılı gününde sanat camiası, birlikte hareket ederek usta sanatçıya veda etti.

Esenyel'in Mirası Yaşayacak

Türk Sanat Müziği'nin duayen isimlerinden Çağatay Esenyel'in vefatı, sanat dünyasında derin bir boşluk yaratırken, onun müziğe adadığı ömrü ve geride bıraktığı eserler sonsuza dek yaşayacaktır. Esenyel'in şarkıları, radyo ve televizyonlarda dinlenmeye, konser salonlarında seslendirilmeye devam edecek, böylece usta sanatçının anısı yaşatılacaktır. Sanatçının vasiyeti doğrultusunda, müziğe olan sevgisinin gelecek nesillere aktarılması en büyük dileğiydi. Bu anlamlı mirası sahiplenmek, bizlere düşen en önemli görevlerden biridir.

Kemal Demir

Kemal Demir

Gündem & Siyaset Yazarı

TÜM YAZILARI GÖR

Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu haber için henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

Yorumlar moderasyonun ardından otomatik olarak yayınlanır.
Yerel 14.10.2026 14:40 294 okunma

Maliyeti 40 Kat Azaltan Devrim Niteliğinde Buluş: Çorum'dan Altın Değerinde Teknoloji!

Hitit Üniversitesi akademisyenleri tarafından geliştirilen ve Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan onay alan kapalı tüp sinterleme yöntemi, metalurji sektöründe maliyetleri adeta silip süpürüyor.

Maliyeti 40 Kat Azaltan Devrim Niteliğinde Buluş: Çorum'dan Altın Değerinde Teknoloji!

Çorum, metalurji dünyasında ses getirecek bir buluşa ev sahipliği yapıyor. Hitit Üniversitesi'nin değerli akademisyenleri, geliştirdikleri yenilikçi bir yöntemle sanayinin adeta kanayan yarası olan yüksek maliyetlere dur diyor. Kapalı tüp sinterleme olarak adlandırılan bu çığır açan teknoloji, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından resmen tescillenerek, ulusal düzeyde bir başarıya imza attı.

Yerel 14.10.2026 14:10 238 okunma

Trafik Kazalarının Acı Gölgesinden Doğdu: 31 Yıl Boyunca Dur Durak Bilmeden Hayat Kurtardı!

Çorum'un Alaca ilçesinde yaşayan Nazım Bekdemir'in, trafik kazalarının trajedisinden ilham alarak başlattığı kan bağışı serüveni tam 31 yıldır devam ediyor. Bekdemir, bu anlamlı yolculuğuyla topluma örnek oluyor.

Trafik Kazalarının Acı Gölgesinden Doğdu: 31 Yıl Boyunca Dur Durak Bilmeden Hayat Kurtardı!

Hayatın akışı içerisinde bazen en beklenmedik anlar, bizleri böylesine anlamlı ve uzun soluklu yolculuklara iter. Çorum'un Alaca ilçesinde yaşayan 57 yaşındaki Nazım Bekdemir'in hikayesi de tam olarak böyle bir ilham kaynağı. Yıllar önce tanık olduğu trafik kazalarının yarattığı derin acı ve kayıplar, Bekdemir'in hayatında bir dönüm noktası olmuş ve onu, başkalarının hayatına dokunacak anlamlı bir eyleme yöneltmiş. Bu etkileyici yolculuk, tam 31 yıl önce başlamış ve bugüne dek kesintisiz olarak sürdürülmüş.

Acı Bir Tecrübe, Ölümsüz Bir Adanmışlık

Nazım Bekdemir'in bu fedakarlık dolu serüveni, aslında toplumumuzda sıkça karşılaşılan ama üzerinde yeterince durulmayan bir trajedinin, yani trafik kazalarının yol açtığı kayıpların bir yansıması. Bekdemir, yaşadığı veya duyduğu üzücü kazaların, geride bıraktığı boşlukların ve sevdiklerinin yaşadığı çaresizliğin derin izlerini vicdanında hissetmiş. Bu hisler, onu pasif bir izleyici olmaktan çıkarıp, aktif bir çözüm arayışına sürüklemiş. Kendince bir fark yaratmanın, bir nebze olsun bu acıları dindirmeye yardımcı olmanın yollarını aramış. İşte tam bu noktada, kan bağışının hayat kurtarıcı gücünü keşfetmiş ve bu kutsal görevi üstlenmeye karar vermiş.

Her Bağış Bir Umut, Yıllar Bir Hayat Ağacı

Bekdemir için kan bağışı, basit bir sağlık prosedürü olmanın çok ötesinde bir anlam taşıyor. O, her kan verdiğinde, aslında bir umut ışığı yaktığının, bir hayatın kurtulmasına vesile olduğunun bilinciyle hareket ediyor. Bu bilinç, onun 31 yıllık kesintisiz adanmışlığının temelini oluşturuyor. Alaca'nın sessiz sakin kasabasında yaşayan bu fedakar insan, her fırsat bulduğunda, ne kadar yorgun olursa olsun, ne kadar yoğun olursa olsun, en yakın kan bağış merkezine giderek bu kutsal görevini yerine getiriyor. Geride bıraktığı her yıl, adeta yeni bir hayat ağacı dikmek gibi onun için. Bu uzun soluklu süreçte kaç kişinin hayatına dokunduğu, kaç ailenin yüzünü güldürdüğü ise ancak tahmin edilebilir bir gerçek.

Topluma Örnek Bir Vatandaş: Nazım Bekdemir'in Mirası

Nazım Bekdemir'in bu olağanüstü gayreti, sadece bireysel bir başarı değil, aynı zamanda tüm toplum için de güçlü bir ilham kaynağı. Onun hikayesi, kan bağışının ne denli kritik bir öneme sahip olduğunu ve küçük bir iyiliğin bile ne kadar büyük etkiler yaratabileceğini gözler önüne seriyor. Özellikle son yıllarda artan trafik kazaları ve çeşitli hastalıklar nedeniyle kan ihtiyacının hiç olmadığı kadar arttığı düşünüldüğünde, Bekdemir gibi insanların varlığı büyük bir değer taşıyor. Bekdemir, yaşına ve geçirdiği sürece rağmen gösterdiği bu azimle, genç yaşlı demeden herkese örnek oluyor. Bu adanmışlık, onun sadece bir vatandaş olarak değil, aynı zamanda bir toplum gönüllüsü olarak da ne kadar değerli olduğunun kanıtı. Belki de en büyük mirası, kendisinden sonra gelecek nesillerin de bu kutsal görevi devralmasını sağlamaktır.

Geleceğe Yönelik Umut Işıkları

Nazım Bekdemir'in 31 yıllık kesintisiz kan bağışı serüveni, önümüzdeki yıllarda da devam edeceğe benziyor. O, bu anlamlı yolculuğunu sağlık elverdiği sürece sürdürmeyi hedefliyor. Bu durum, hem Alaca halkı hem de genel olarak toplumumuz için büyük bir sevinç kaynağı. Bekdemir'in hikayesi, belki de daha fazla insanın kan bağışının önemini fark etmesini sağlayacak ve bu hayati yardımlaşma zincirine yeni halkalar eklenmesine vesile olacaktır. Bir insanın attığı cesur ve fedakar adımın, yıllar içinde nasıl devasa bir iyilik hareketine dönüşebileceğinin en güzel kanıtı olan Nazım Bekdemir'i alkışlıyoruz.

Yerel 14.10.2026 12:40 299 okunma

Milyarlarca Liralık Fon Vurgunu İddiaları Ortamı Gerdi: 'Kimler Ne Kazandı? Tüm Gerçekler Ortaya Dökülmeli!'

Yeniden Refah Partisi Çorum İl Başkanı Nuri Kuşçu, Türkiye'yi sarsan fon vurgunu iddialarına dair sessizliğini bozdu. Kuşçu, vurgundan kimlerin ne kadar kazanç sağladığının açıklığa kavuşturulması çağrısında bulundu.

Milyarlarca Liralık Fon Vurgunu İddiaları Ortamı Gerdi: 'Kimler Ne Kazandı? Tüm Gerçekler Ortaya Dökülmeli!'

Türkiye'yi sarsan ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran fon vurgunu iddialarına ilişkin dikkat çeken bir açıklama geldi. Yeniden Refah Partisi (YRP) Çorum İl Başkanı Nuri Kuşçu, söz konusu iddiaları gündeme taşıyarak, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması gerektiğini belirtti.

'Milyarlarca Liralık Kayıp, Kimlerin Cebine Girdi?' Tartışması Büyüyor

Son dönemde Türkiye'nin gündemine oturan ve birçok vatandaşı yakından ilgilendiren fon vurgunu iddiaları, siyasetin de ana gündem maddelerinden biri haline geldi. YRP Çorum İl Başkanı Nuri Kuşçu, yaptığı yazılı açıklamada, bu iddiaların ciddiyetle ele alınması gerektiğini vurguladı. Kuşçu, ortaya atılan iddiaların boyutuna bakıldığında, milyarlarca liralık bir vurgunun söz konusu olabileceğini dile getirerek, bu durumun hem ekonomik istikrar hem de vatandaşların devlete olan güveni açısından büyük bir tehdit oluşturduğunu ifade etti. Açıklamasında, “Bu kadar büyük bir meblağın kimler tarafından, nasıl ve hangi yollarla manipüle edildiği büyük bir soru işareti taşıyor. Vatandaşlarımızın haklı endişeleri var ve bu endişelerin giderilmesi için şeffaf bir soruşturma şart,” dedi.

Soruşturma Çağrısı: 'Herkes Hesap Vermeli!'

Nuri Kuşçu, açıklamasının devamında, fon vurgunundan sorumlu olan kişilerin ve bu vurgundan kazanç sağlayanların kim olduğunun bir an önce kamuoyuna açıklanması gerektiğini savundu. “Kimlerin ne kadar kazanç sağladığı, bu işin arka planında kimlerin olduğu, devletimizin ve milletimizin zararına kimlerin zenginleştiği net bir şekilde ortaya konulmalıdır,” diyen Kuşçu, adaletin tesis edilmesi ve benzer durumların tekrar yaşanmaması adına sert tedbirler alınması gerektiğini belirtti. Kendisinin ve partisinin bu konunun takipçisi olacağını söyleyen Kuşçu, “Bu türden yapılan usulsüzlüklerin üstü örtülmemeli, aksine en üst düzeyde soruşturulmalı ve sorumlular cezalandırılmalıdır. Milletimizin emanetine sahip çıkmak hepimizin görevidir,” şeklinde konuştu. Kuşçu, ayrıca, bu türden finansal olayların, yatırımcı güvenini zedelediğini ve ülkenin ekonomik geleceği açısından da olumsuz sonuçlar doğurabileceğini sözlerine ekledi.

Ekonomik İstikrar ve Güven Vurgusu

Yeniden Refah Partisi'nin Çorum İl Başkanı Nuri Kuşçu, açıklamasında fon vurgunu iddialarının sadece bir finansal suç olmanın ötesinde, toplumsal güven ve ekonomik istikrar üzerinde de derin etkileri olduğunu belirtti. “Ekonomik belirsizliklerin zaten hissedildiği bu dönemde, bu türden büyük vurgun iddiaları, vatandaşların birikimlerine ve geleceğine dair endişelerini artırmaktadır. Devletimizin bu konuda kararlı bir duruş sergilemesi ve gerekli tüm adımları atarak vatandaşlarımıza güven telkin etmesi büyük önem taşımaktadır,” ifadelerini kullandı. Kuşçu, soruşturmanın şeffaf ve bağımsız bir şekilde yürütülmesinin, adaletin tecellisi ve kamu vicdanının rahatlaması için elzem olduğunu sözlerine ekledi.

Yerel 14.10.2026 12:10 158 okunma

73 Yaşında Usta: 50 Yıllık Ayakkabı Sevdasının Sırrı Ne? Mesleğine Gözü Gibi Bakıyor!

Çorum'un Alaca ilçesinde 50 yıldır ayakkabı tamirciliği yapan 73 yaşındaki Hüsnü Donalı, mesleğine olan tutkusunu ilk günkü heyecanla sürdürüyor. Ustanın bu azminin ardındaki sır ve yarım asırlık kariyeriyle ilgili detaylar...

73 Yaşında Usta: 50 Yıllık Ayakkabı Sevdasının Sırrı Ne? Mesleğine Gözü Gibi Bakıyor!

Çorum'un Alaca ilçesinde, zamanın tozlu raflarına meydan okuyan bir meslek aşığı var: Hüsnü Donalı. 73 yaşında olmasına rağmen, 'eskilere dönme' modasının en canlı temsilcilerinden biri olan Usta Donalı, yarım asırdır ayakkabı tamirciliği yaparak hem el emeğinin değerini hem de mesleğine duyduğu derin sevgiyi gözler önüne seriyor. İlerleyen yaşına inat, her bir ayakkabıya ilk günkü özeni ve titizliği göstermesi, onu Alaca'da adeta bir efsane haline getirmiş durumda.

Mesleğin Kalbinde Yarım Asırlık Bir Yolculuk

Hüsnü Usta'nın hikayesi, teknolojinin hızla ilerlediği ve seri üretimin hakim olduğu günümüz dünyasında, geleneksel zanaatların hala ne kadar değerli olabileceğinin bir kanıtı niteliğinde. 50 yıl önce başladığı bu yolda, sayısız ayakkabıyı adeta yeniden hayata döndürmüş. Kullanıcıların en sevdiği, en rahat ayakkabıları tamir ederek onlara ikinci bir ömür vermek, Usta Donalı için sadece bir iş değil, aynı zamanda büyük bir tutku. Sabahın erken saatlerinde atölyesinin kapısını açan Usta, gün boyu titizlikle çalışarak müşterilerinin gönül rahatlığıyla giyebileceği tamirler yapıyor.

“Her Ayakkabının Bir Hikayesi Var”

Usta Donalı ile sohbet ettiğimizde, mesleğine olan bağlılığının temelinde yatan nedenleri samimiyetle paylaşıyor. Ona göre her ayakkabının kendine has bir hikayesi var ve bu hikayelere saygı duymak, işin en önemli prensibi. «Bir ayakkabı gelir, tabanı aşınmış olur, bir başkası köselesi delinmiş. Önemli olan, o ayakkabıyı giyen kişinin mutluluğunu ve rahatlığını yeniden sağlamak,» diyen Usta, gözlerindeki ışıkla mesleğine olan derin bağlılığını vurguluyor. «Yıllardır bu işi yapıyorum, sayısız insan tanıdım, her birinin ayağındaki ayakkabının iyileşmiş halini gördüğümde aldığım haz bambaşka,» ifadelerini kullanıyor.

Teknolojik Gelişmeler Karşısında Geleneksel Ustaların Direnişi

Günümüzde plastik ve sentetik malzemelerin hakimiyet kurduğu ayakkabı sektöründe, Usta Donalı gibi zanaatkarların varlığı büyük önem taşıyor. O, deri ve gerçek malzemelerle çalışmanın keyfini sürerken, aynı zamanda bu kadim bilgiyi gelecek nesillere aktarma potansiyelini de taşıyor. Alaca'daki atölyesi, adeta bir zaman kapsülü gibi. Burada, el becerisi, sabır ve ustalık bilgisi bir araya gelerek kaybolmaya yüz tutmuş değerleri yaşatıyor. Usta Donalı'nın azmi, günümüz gençlerine de ilham kaynağı olabilir; emek yoğun işlerin de ne denli kıymetli ve tatmin edici olabileceğini gösteriyor.

Sağlık ve Meslek Dengesi: İlerleyen Yaşa Rağmen Dinçlik Kaynağı

73 yaşında, günlük ortalama kaç ayakkabı tamir ettiği sorulduğunda, Usta Donalı gülümseyerek, «Saymadım ama hiç durmam,» diyor. Fiziksel olarak yoğun bir iş olmasına rağmen, mesleğini hem bir sağlık hem de bir yaşam kaynağı olarak gördüğünü belirtiyor. «Bu iş olmasa ne yapardım bilmiyorum. İnsanlarla sohbet etmek, onlara yardımcı olmak bana enerji veriyor,» şeklinde konuşan Usta, düzenli ve disiplinli çalışma alışkanlığının, zinde kalmasında önemli bir rol oynadığını düşünüyor. Onun için her tamir, yeni bir meydan okuma ve başarıyla tamamlanan her iş, küçük bir zafer.

Hüsnü Usta'nın hikayesi, sadece bir ayakkabı tamircisinin mesleki yolculuğu değil; aynı zamanda emek, sabır, sevgi ve azmin birleştiğinde nelerin başarılabileceğinin de somut bir örneğidir. Alaca'nın bu değerli ustası, yarım asırlık deneyimiyle, el emeği göz nurunun değerini ve kaybolmaya yüz tutan zanaatların önemini bizlere bir kez daha hatırlatıyor.