Çorum'un Nabzı
--° -- --/--°
Yerel KÖŞE YAZISI 30.08.2026 18:40 147 okunma

Ünlü Psikolog Prof. Dr. Mustafa Abraş Veda Etti: Geride Kalan Mirası ve Acı Haber

Türkiye'nin tanınmış psikologlarından Prof. Dr. Mustafa Abraş'ın vefat haberi, akademi ve sanat dünyasını yasa boğdu. Profesör Abraş, son yolculuğuna uğurlanırken, geride bıraktığı değerli çalışmaları ve izleri anılıyor.

Ünlü Psikolog Prof. Dr. Mustafa Abraş Veda Etti: Geride Kalan Mirası ve Acı Haber

Türk psikoloji dünyası yasta! Ünlü psikolog ve yazar Prof. Dr. Mustafa Abraş, hayatını kaybetti. Uzun yıllar boyunca akademik çalışmalara imza atan ve pek çok eseriyle okuyucularına ulaşan Abraş'ın vefatı, sevenlerini derinden üzdü. Cenaze töreni, sevenlerinin katılımıyla gerçekleştirildi.

Kemal Demir

Kemal Demir

Gündem & Siyaset Yazarı

TÜM YAZILARI GÖR

Bu yazı yazarımızın sitemizde yayınlanan köşe yazılarından biridir. Yazarımıza ait diğer tüm köşe yazılarına ve analizlere yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

PAYLAŞ:

Yorumlar (0)

Bu haber için henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

Yorumlar moderasyonun ardından otomatik olarak yayınlanır.
Yerel 30.08.2026 18:10 76 okunma

Duygusal Veda: Ünlü Sanatçı Ahmet Kaya'nın Oğlu Yusuf Kaya Paris'te Toprağa Verildi!

Ünlü sanatçı Ahmet Kaya'nın Paris'te yaşayan oğlu Yusuf Kaya, son yolculuğuna uğurlandı. Sevenleri bu acı günde Kaya ailesini yalnız bırakmadı.

Duygusal Veda: Ünlü Sanatçı Ahmet Kaya'nın Oğlu Yusuf Kaya Paris'te Toprağa Verildi!

Merhum sanatçı Ahmet Kaya'nın oğlu Yusuf Kaya, Paris'te düzenlenen cenaze töreniyle son yolculuğuna uğurlandı. Uzun yıllardır Fransa'da yaşayan Kaya'nın vefat haberi, sanat ve spor camiasında derin bir üzüntüye neden oldu. Aile yakınları ve sevenlerinin katıldığı törende, Yusuf Kaya'nın tabutu başında gözyaşları sel oldu.

Paris'te Duygusal Veda Töreni

Fransa'nın başkenti Paris'te bulunan ve Müslüman mezarlığı olarak bilinen Père Lachaise Mezarlığı'nda gerçekleştirilen cenaze törenine, Yusuf Kaya'nın ailesi, yakın dostları ve sevenleri akın etti. Törende, babası Ahmet Kaya'nın anısını yaşatan Yusuf Kaya için helallik alındı ve dualar okundu. Kaya'nın tabutunun mezara indirilmesi sırasında çekilen görüntüler yürek burktu.

Ahmet Kaya Mirası ve Yusuf'un Yeri

Sanatçı kimliğiyle hafızalara kazınan Ahmet Kaya'nın Paris'te sürgünde yaşamak zorunda kaldığı dönemde dünyaya gelen Yusuf Kaya, babasının ardından Paris'te bir hayat kurmuştu. Babasının izinden giderek müzikle ilgilendiği bilinen Yusuf Kaya'nın ani vefatı, Kaya ailesi için ikinci büyük bir acı oldu. Ahmet Kaya'nın 2000 yılında Paris'te vefat etmesinin ardından, oğlu Yusuf'un da aynı şehirde toprağa verilmesi, bu topraklara olan bağlılığı ve kaderin cilvesini bir kez daha gözler önüne serdi.

Camia Başsağlığı Diledi

Yusuf Kaya'nın vefat haberinin duyulmasının ardından, sanat, spor ve siyaset dünyasından birçok isim başsağlığı mesajı yayımladı. Özellikle Ahmet Kaya ile geçmişten günümüze dostluğu süren sanatçılar ve sevenleri, acılarını dile getirdi. Kaya ailesinin bu zor gününde yanında olduklarını belirten dostları, Yusuf Kaya'nın huzur içinde uyumasını temenni etti. Cenaze törenine katılanlar arasında, Kaya ailesinin yakın çevresinden tanınmış simalar da yer aldı. Törende, Yusuf Kaya'nın yaşamına dair anılar anlatıldı ve onun ne kadar sevilen bir insan olduğu vurgulandı.

Sürgünün ve Vatan Hasretinin İzleri

Ahmet Kaya'nın siyasi görüşleri nedeniyle Türkiye'den ayrılmak zorunda kalması ve hayatının son yıllarını Paris'te sürgünde geçirmesi, ailesi için de zorlu bir süreci beraberinde getirmişti. Yusuf Kaya, babasının bu süreçteki zorluklarına tanıklık etmiş ve onun anısını yaşatmak için elinden geleni yapmıştır. Paris'te babasıyla birlikte bir yaşam süren Yusuf Kaya'nın, vatan özlemini dindiremeden hayatını kaybetmesi, sevenlerini derinden üzdü. Père Lachaise Mezarlığı'nda babasının mezarına yakın bir yere defnedilen Yusuf Kaya'nın bu son durağı, aile için hem bir vuslat hem de bir ayrılık noktası oldu.

Bu acı olay, bir kez daha Ahmet Kaya'nın mirası ve ailesinin yaşadığı zorlukları gündeme getirdi. Yusuf Kaya'ya Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve sevenlerine başsağlığı dileriz.

Yerel 30.08.2026 16:40 190 okunma

İskilip'te Ev Küle Döndü: Kundaklama Şüphesi mi, Kaza mı? Mucize Eser Kurtuldular!

Çorum'un İskilip ilçesinde çıkan yangında bir ev tamamen kullanılamaz hale geldi. Yangının çıkış nedeni araştırılırken, can kaybı yaşanmaması teselli oldu.

İskilip'te Ev Küle Döndü: Kundaklama Şüphesi mi, Kaza mı? Mucize Eser Kurtuldular!

Çorum'un tarihi ve doğal güzellikleriyle bilinen İskilip ilçesi, dün gece saatlerinde meydana gelen korkunç bir yangınla sarsıldı. İlçe merkezindeki bir konutta henüz bilinmeyen bir nedenle başlayan alevler, kısa sürede tüm yapıyı sardı. Olay yerine hızla intikal eden itfaiye ekiplerinin yoğun çabasına rağmen, alevler kontrol altına alınmakta güçlük çekti. Yangının büyüklüğü ve şiddeti, çevredeki vatandaşlarda büyük bir paniğe yol açtı.

Yangının Ardındaki Sırlar: Kundaklama mı, Kaza mı?

Edinilen bilgilere göre, yangın gece geç saatlerde başladı. Dumanların yükseldiğini gören çevre sakinlerinin ihbarı üzerine olay yerine gelen itfaiye ekipleri, alevlerle mücadele etmeye başladı. Yangının çıkış nedenine ilişkin henüz net bir bilgiye ulaşılamazken, ilk değerlendirmelerde kısa devre gibi teknik arızalar veya dikkatsizlik öne çıkıyor. Ancak bazı görgü tanıklarının ifadeleri, yangının sıradan bir kaza olmayabileceği yönünde şüpheleri de beraberinde getiriyor. Polis ekipleri, yangının çıkış sebebini aydınlatmak için geniş çaplı bir soruşturma başlattı. Olay yerinde yapılan ilk incelemelerde, yangının çıkış noktasında bazı anormal durumların tespit edildiği iddia edildi. Bu durumlar, kundaklama ihtimalini de gündeme getirirken, yetkililer her ihtimali titizlikle değerlendirdiklerini belirtti.

Mucize Kurtuluş: Can Kaybı Yaşanmadı

Yangının çıktığı sırada evde bulunan aile fertleri, büyük bir mucize eseri dumandan etkilenmeden ve yara almadan kurtulmayı başardı. Alevlerin hızla yayılmasına rağmen, aile üyelerinin seri hareket ederek kendilerini dışarı atmaları, olası bir faciayı önledi. Yangın sonrası büyük bir şok yaşayan aile, evlerinin kullanılamaz hale gelmesinin üzüntüsünü yaşarken, en büyük tesellilerinin can kaybı olmaması olduğu kaydedildi. Yetkililer, komşuların da tahliyesini sağlayarak olası tehlikeleri bertaraf etti. Yangının ardından bölgede güvenlik önlemleri artırılırken, çevredeki diğer binaların da olası risklere karşı kontrol edildiği bildirildi.

Kullanılamaz Hale Gelen Evde Büyük Hasar

Yaklaşık 3 saat süren yoğun müdahalenin ardından kontrol altına alınan yangında, ev adeta küle döndü. Yapı tamamen kullanılamaz hale gelirken, içerisindeki tüm eşyalar da yangından nasibini aldı. Çatısı çöken, duvarları is ve dumanla kaplanan evin tamamen yeniden inşa edilmesi gerekeceği belirtildi. İskilip Kaymakamlığı ve Belediye Başkanlığı, yangından etkilenen aileye gerekli yardımın yapılacağını duyurdu. Ailenin geçici barınma ve temel ihtiyaçlarının karşılanması için çalışmaların başlatıldığı aktarıldı. İlçede geçmişte de benzeri olayların yaşandığına dikkat çeken uzmanlar, özellikle eski yapıların bulunduğu bölgelerde yangın güvenliği konusunda alınması gereken ek önlemlere vurgu yaptı.

Uzmanlardan Yangın Güvenliği Uyarısı

Yangın uzmanları, bu tür olayların tekrar yaşanmaması için vatandaşları temel yangın güvenliği kurallarına uymaları konusunda uyardı. Elektrik tesisatlarının düzenli olarak kontrol edilmesi, yanıcı maddelerin güvenli alanlarda saklanması ve özellikle kış aylarında soba ve ısıtıcıların kullanımında azami dikkat gösterilmesi gerektiği vurgulandı. İskilip'te yaşanan bu üzücü olay, bölge halkını derinden etkilerken, yetkililer yangınla ilgili soruşturmanın titizlikle sürdürüleceğini ve kamuoyunun bilgilendirileceğini kaydetti.

Yerel 30.08.2026 16:10 86 okunma

Resmi Gerekçe Şaşırttı: 'Üç Çocuk Yapın' Tavsiyesinin Ardından Çiftçiye Destekler Mercek Altında!

Tarım Bakanlığı'nın çiftçilere yönelik 'üç çocuk' tavsiyesinin perde arkası aralanıyor. Desteklemeler ve demografik hedefler arasındaki karmaşık ilişkiyi araştırıyoruz.

Resmi Gerekçe Şaşırttı: 'Üç Çocuk Yapın' Tavsiyesinin Ardından Çiftçiye Destekler Mercek Altında!

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın, çiftçilere yönelik hazırlanan yeni bir politikanın parçası olarak dile getirilen 'üç çocuk' tavsiyesi, kamuoyunda geniş yankı buldu. Bu beklenmedik açıklamanın ardında yatan nedenler ve bu tavsiyenin mevcut çiftçi destek programlarıyla olan potansiyel bağlantısı, merak edilen konuların başında geliyor. Peki, bu demografik hedef, tarımsal üretimi ve kırsal kalkınmayı nasıl etkileyecek? Detaylar haberimizde...

Kırsal Nüfusu Artırma Hedefi ve Çiftçi Destekleri Arasındaki Bağlantı

Tarım sektöründe sürdürülebilirliği sağlamak ve kırsal bölgelerdeki nüfusun azalmasını önlemek amacıyla hükümetin uzun vadeli stratejileri olduğu biliniyor. Bu bağlamda, çiftçilere yönelik yapılan bazı desteklemelerin, sadece üretim artışını değil, aynı zamanda kırsal nüfusun korunmasını ve artırılmasını da hedeflediği düşünülüyor. 'Üç çocuk' tavsiyesi, bu stratejilerin bir yansıması olarak yorumlanabilir. Uzmanlar, kırsal kesimde ailelerin çocuk sahibi olmasını teşvik etmenin, gelecekteki tarım iş gücünü güvence altına alma ve köy yaşamını canlandırma potansiyeli taşıdığını belirtiyor. Ancak, bu tür demografik hedeflerin doğrudan politikalarla ilişkilendirilmesi, çiftçiler ve kamuoyu nezdinde farklı yorumlara yol açabiliyor.

Desteklemelerde Yeni Dönem mi Başlıyor?

Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan gelen bu dolaylı mesajın, gelecekteki çiftçi destek paketlerinde değişiklik sinyalleri verip vermediği de tartışma konusu. Mevcut destekler genellikle üretim miktarı, ekilen ürün türü, hayvancılık verimliliği gibi somut kriterlere dayanıyor. Eğer ‘üç çocuk’ tavsiyesi, desteklemelerle ilişkilendirilecekse, bu durumun mevzuat değişikliklerini gerektireceği aşikar. Çiftçiler, böyle bir uygulamanın adil olup olmayacağı, ailelerin sosyo-ekonomik durumlarının nasıl göz önünde bulundurulacağı gibi konularda endişelerini dile getiriyor. Bazı kesimler, bu tavsiyenin daha çok genel bir nüfus politikası çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savunurken, bazıları ise tarımsal üretimin devamlılığı için bu tür farklı yaklaşımların denenebileceğini ifade ediyor.

Uzmanlardan Farklı Görüşler: Sosyal ve Ekonomik Boyutlar

Konuya ilişkin uzman görüşleri de çeşitlilik gösteriyor. Sosyologlar, kırsal bölgelerdeki doğum oranlarının düşmesinin ardında yatan ekonomik zorluklar, eğitim olanaklarının sınırlılığı ve kentleşme baskısı gibi faktörlere dikkat çekiyor. Bu nedenle, sadece ‘üç çocuk’ tavsiyesinin yeterli olmayacağını, bu tavsiyenin hayata geçebilmesi için ailelere yönelik sosyal ve ekonomik desteklerin artırılması gerektiğini vurguluyorlar. Eğitim bursları, sağlık hizmetlerine erişim kolaylığı, kreş imkanları gibi altyapısal iyileştirmeler olmadan, bu tür demografik hedeflere ulaşmanın zor olduğunu belirtiyorlar.

Tarımsal Üretkenlik Üzerindeki Etkisi Ne Olacak?

Ekonomistler ise meselenin tarımsal üretkenlik boyutuyla ilgileniyor. Bir ailenin çocuk sayısının artmasının, doğrudan tarımsal üretimi olumlu etkileyip etkilemeyeceği konusunda farklı görüşler mevcut. Eğer artan nüfus, tarımda çalışacak yeni nesilleri temsil edecekse, bu uzun vadede bir avantaj sağlayabilir. Ancak, artan aile nüfusunun getireceği ek maliyetler ve kaynak ihtiyacı da göz ardı edilmemeli. Tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmesi gibi geleneksel sorunlar, bu durumla birleştiğinde farklı zorlukları da beraberinde getirebilir. Bu nedenle, üretkenliği artıracak teknolojik yatırımlar ve modern tarım yöntemlerinin yaygınlaştırılması gibi konuların da bu demografik stratejiyle birlikte ele alınması gerektiği savunuluyor.

Geleceğe Yönelik Beklentiler ve Politika Önerileri

Özetle, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın çiftçilere yönelik ‘üç çocuk’ tavsiyesi, kırsal nüfusu artırma hedefiyle ilişkilendirilirken, bu durumun mevcut çiftçi destek mekanizmalarını nasıl etkileyeceği ve uzun vadede tarımsal üretime ne gibi yansımaları olacağı merakla bekleniyor. Politika yapıcıların, bu demografik hedefi hayata geçirirken, çiftçilerin sosyo-ekonomik gerçeklerini göz önünde bulundurmaları ve sadece tavsiye ile sınırlı kalmayıp, somut destek mekanizmalarını da devreye sokmaları büyük önem taşıyor. Aksi takdirde, bu tür stratejilerin istenilen sonuca ulaşması oldukça güç görünüyor. Gelecek dönemde açıklanacak yeni destek paketleri ve tarım politikaları, bu konudaki belirsizlikleri ortadan kaldıracaktır.

Yerel 30.08.2026 14:40 87 okunma

İkiz Kardeşlerin İtfaiyeci Hayali: Görevde de Birlikte Olmanın Sırrı Ne?

Mesleğe adım atmaya hazırlanan ikiz kardeşler, itfaiyecilik mesleğinde de omuz omuza mücadele etme hayali kuruyor. Birlikte çalışmanın kendilerine özgü avantajları ve zorlukları bulunuyor.

İkiz Kardeşlerin İtfaiyeci Hayali: Görevde de Birlikte Olmanın Sırrı Ne?

Mesleki eğitim hayatında attıkları adımlarla dikkat çeken ikiz kardeşler, itfaiyecilik gibi zorlu ve kutsal bir meslekte kariyer yapma kararlılıklarını ortaya koyuyor. Kardeşlerden biri olan Mehmet Yılmaz ve diğer kardeşi Ahmet Yılmaz, itfaiye teşkilatına katılmaya hazırlanırken, en büyük arzuları görev yerlerinde de 'yan yana' olabilmek. Bu durum, onların sadece kardeşlik bağlarını değil, aynı zamanda mesleki uyumlarını da ön plana çıkarıyor.

İkizlerin Meslek Seçimindeki Ortak Noktası

Genellikle birbirine benzeyen özellikleriyle dikkat çeken ikizlerin, aynı mesleği seçmeleri sıklıkla rastlanan bir durum olsa da, Mehmet ve Ahmet Yılmaz'ın tercihi daha derin bir anlam taşıyor. İtfaiyecilik, yalnızca fiziksel güç ve cesaret değil, aynı zamanda ekip çalışması, koordinasyon ve hızlı karar alma yeteneği gerektiren bir meslek. Mehmet ve Ahmet'in, bu zorlu görevde birbirlerinin en büyük destekçisi olacağına inanmaları, tercihlerinin ardındaki motivasyonu gösteriyor.

Mehmet Yılmaz, yaptığı açıklamada, kardeşlerin birbirlerini adeta 'telepatik' olarak anlayabildiğini belirterek, "Bu meslekte, bir saniyenin bile ne kadar kritik olduğunu biliyoruz. Birbirimizin ne düşündüğünü, ne yapacağını önceden tahmin edebiliyoruz. Bu, sahada bize büyük bir avantaj sağlayacak" dedi. Ahmet Yılmaz ise, "Birlikte eğitim aldık, birlikte bu hayali kurduk. İtfaiye teşkilatına katıldığımızda da aynı ekipte yer almak, yangın söndürme ve hayat kurtarma operasyonlarında omuz omuza mücadele etmek en büyük dileğimiz. Bu hem bizim için hem de teşkilat için faydalı olacaktır" şeklinde konuştu.

Mesleki Uyumluluk ve İkizlerin Avantajları

İkizlerin mesleki uyumluluğu, özellikle takım çalışmasının hayati önem taşıdığı itfaiyecilik gibi alanlarda önemli bir avantaj olarak değerlendiriliyor. Psikolog Dr. Elif Sönmez, ikizlerin derin bağlarının, görev esnasındaki güveni artırdığını ve iletişim kopukluklarını minimize ettiğini vurguluyor. "İkiz kardeşler arasında kurulan bu özel bağ, stresli ve tehlikeli ortamlarda birbirlerine karşı duydukları güveni pekiştirir. Bu durum, özellikle acil durum müdahalelerinde personelin daha koordineli ve etkili çalışmasını sağlayabilir" diyen Sönmez, bu durumun hem bireysel performans hem de takım başarısı açısından olumlu yansımaları olabileceğini ekledi.

Ancak, bu durumun bazı zorlukları da beraberinde getirebileceği unutulmamalı. Dr. Sönmez, "Her ne kadar avantajlı olsa da, bazen 'ikiz olmanın verdiği baskı' ile hareket etmek, bireysel yeteneklerin tam olarak ortaya çıkmasını engelleyebilir. İtfaiye teşkilatının da bu durumu göz önünde bulundurarak, onlara bireysel olarak da gelişim imkanı sunması önemlidir" uyarısında bulundu. Mehmet ve Ahmet'in bu konudaki hazırlıkları ve hedefleri, hem kendi kariyerleri hem de gelecekte görev yapacakları teşkilat için merak uyandırıyor.

Geleceğe Yönelik Hedefler ve İtfaiye Teşkilatının Rolü

Mehmet ve Ahmet Yılmaz, itfaiyecilik mesleğine adım atarken, sadece görevlerini yerine getirmekle kalmayıp, aynı zamanda topluma faydalı bireyler olma bilinciyle hareket ediyor. Yangın güvenliği konusunda halkı bilinçlendirme gibi sosyal sorumluluk projelerinde yer almayı da hedeflediklerini belirten kardeşler, itfaiye teşkilatının toplumla bütünleşen yüzünü temsil etmek istiyorlar. Eğitim süreçlerinde gösterdikleri başarı ve bu mesleğe olan tutkuları, onları geleceğin başarılı itfaiyecileri arasında gösterecek gibi duruyor. Kurumların, Mehmet ve Ahmet gibi motivasyonu yüksek gençleri bünyesine katarken, onların bu özel bağlarını ve yeteneklerini nasıl değerlendireceği ise şimdiden merak konusu.